Muharrem Zeki Çıtçı kardeşimizin ardından

Çok değerli kardeşim ve kadim dostum Muharrem Zeki Çıtçı beyle seksenli yılların ikinci yarısında, ben Havza Müftüsüyken tanışmıştık.

İlk müftü olarak Havza’ya gittiğimde, bir o kadar kıymetli değerli dostum ve Ağabeyim Havza kaymakamı Mustafa Tevfik Özbilgin beyle görev yaptık. Doğrusunu söylemek gerekirse, ben Tevfik Bey’i Tevfik bey de beni bir kardeş ve ağabey olarak tanıdık. Tevfik bey kaymakam olarak o zamanlar ilçe olan Konya Karaman’a gidince bize acaba nasıl bir kaymakam gelecek, nelerle karşılaşacağız doğrusu bilmiyorduk. Her ne kadar başbakan merhum Özal olsa da, cumhurbaşkanı Evren Paşaydı ve sağı solu belli değildi. Daha açığı kimlere düşman olduğu çok netti.  Ama bize o kadar kıymetli kaymakam geldi ki, tarifi mümkün değildi. O da kıymetli kardeşimiz Muharrem Zeki Çitçi bey idi. 1989 yılının sonlarına, Ekim aylarına kadar beraber çalıştık. İlçedeki bütün idari birimler kendisine bağlı, ama o da gönlüyle kalbiyle bize ve Müftülüğümüze bağlıydı. Gidilecek hiçbir köy ve mahalle yoktu ki, oraya mutlaka benimle gitmemiş olsun. Bir sorun varsa, mutlaka onu çözmek için benim de yanında olmamı arzu ederdi. Bazen mahcup olurdum. Çünkü, Müftülüğümü de ön plana çıkararak o sorunların çözümünde hep beni sözcü olarak kabul ederdi.

Bir insan konuşurken bu kadar mütevazi, bu kadar alçakgönüllü, bu kadar edep timsali bir tavır sergileyebilir mi? İşte o Muharrem Zeki Çıtçı idi...

Nice dostu, dostluk içerisinde ziyaretlerimiz, sorunlarını çözmeye çalıştığımız vatandaşlarımız oldu.   Bir gün bana dedi ki;"Müftü hocam, Mülkiye müfettişi olmam için bazı dostlarin tavsiyesi ve yaklaşan da bir mülakat dönemi var. Bana ne tavsiye edersin?"

Ben de kendilerine;"Sayın kaymakamım, sizin gitmenizi arzu etmem, geçici de olsa sizin hasretinize kendime mahkum etmek olur. Ancak eskilerin bir sözü var; post isteyen Ankara, dost isteyen İstanbul’a gitsin derler. Sizin bu millete ve devlete yapmanız gereken nice güzel görevler var. Sizler gibi kıymetli mülki idarecileri yetiştirmek oldukça zor. Ankara’ya gitmenizi, sadece bu güzel hizmet arzumdan dolayı size tavsiye ederim."

Elhamdülillah Ankara’da çok güzel hizmetler yaptı. Gerek mülkiye müfettişliği döneminde, gerekse ondan sonraki daha üst düzey görevlerde. Her çalıştığı yer onun için dünya imtihanı ve bu imtihanı başarmanın sınavıydı. O bütün bunların bilinciyle hareket etti. 

İlk defa ondan duymuştum. 

Derdi ki; "Hocam, bilir misin 40’ta bir zekat vermek cimrinin zekâtıdır. Müslüman malının fazlasını infak edebilen insan olmalı, hele bu devirde buna çok ihtiyaç var."

Dindeki sebat ve gayreti tarif edilmez ölçüde bir kardeşimizdi.   Uzun zamandır maruz kaldığı o ciddi hastalıklarla cebelleşti. En son yakın bir zamanda Bilkent Şehir Hastanesi’nde Memur-Sen'e bağla Kültür-Sen Genel Başkanı değerli kardeşim Mecit Erdoğan beyle kendilerine ziyaret ettik. Eski hatıraları tazeledik. Daha çok ben anlattım o dinledi. Tatlı tebessümlerine şahit olduk. Helalleştik, hatta hatıra fotoğrafları çekindik.

Muhtereme zevceleri gece gündüz hizmetindeydi. Allah’ım ondan ve çocuklarından ebeden razı olsun. Güzel hizmetler yaptılar ama vade bu kadarmış.    13 Şubat 2026 Cuma saatinde millet daha camiden ayrılmadan o ruhunu çoktan rabbine teslim etmiş ve aramızdan ayrılmıştı. Cumartesi ikindi namazına müteakip Ankara Gölbaşı Mezarlık Camii’nde namazını kıldık ve kabre tevdi ettik. 

Çok kıymetli dostları, emekli ve aktif vali, kaymakam Mülkiye müfettişi, eski bakan, eski ve yeni milletvekilleri ve çiçeği burnunda yeni İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi beyde cenazesinde hazır bulundular.   Rabbim kabrini nur eylesin. mekanı cennet, manzarı cemalullah ve şefaatçisi de Resulullah olsun. Muhtereme eşine kıymetli evlatları ve torunlarıyla tüm sevenlerine Rabbimden sabırlar diliyorum. El hükmü lillah. 


© Samsun Kent Haber