menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ortadoğu'da süren savaş! Mesih ve Mehdi beklentileri!

9 0
01.04.2026

Samsun Kent Haber köşe yazarı Hüseyin Kurt, ABD, İsrail ve İran arasınnda Ortadoğu'da süren savaşa ilişkin yazdığı köşe yazısında Mesih ve Mehdi beklentilerine dikkati çekerek, "Kaos çıkararak Mesih'i getirmek ya da savaşla Mehdi’yi ortaya çıkarmak! Kıyamet senaryoları arasında kaybolan akıl" dedi

Bazı gerçekleri artık açık konuşmak gerekiyor. Dünya siyaseti giderek daha tuhaf bir dile teslim oluyor. Savaşlar yalnızca stratejiyle değil, kehanetlerle konuşuluyor.

Haritalar yalnızca petrol, gaz ve güvenlik hesaplarıyla değil Mesih, Mehdi ve 'vadedilmiş kaderler' üzerinden tartışılıyor.

ABD’de Evanjelikler Mesih’i bekliyor. İsrail’de bazı çevreler Mesih’in gelişini konuşuyor. İran’daki Şii ideolojisi Mehdi’nin ortaya çıkışını siyasetin merkezine koyuyor.

Ortadoğu’daki birçok çatışma, bu inanç anlatılarıyla birlikte tartışılıyor.

Ancak İslam açısından durum çok nettir.

İslam’da kıyameti insanların hızlandıracağı bir inanç yoktur.İslam’da savaş çıkararak Mehdi’yi getirme düşüncesi yoktur.İslam’da Allah (cc)’ı tarihe müdahaleye zorlayan bir siyaset yoktur.

Kur’an’a göre kıyametin zamanı, yalnızca Allah tarafından bilinir. İnsanların bunu başlatması ya da hızlandırması mümkün değildir.

Ehl-i Sünnet geleneğinde bazı rivayetlerde Mehdi’nin ortaya çıkacağı ve Hz. İsa’nın yeryüzüne ineceği anlatılır. Ancak bunlar insanların gerçekleştireceği olaylar olarak görülmez. Allah’ın takdir ettiği zamanda gerçekleşeceğine inanılır.

Bu yüzden kaos çıkararak Mesih’i getirmek ya da savaşla Mehdi’yi ortaya çıkarmak gibi fikirler İslam öğretisinin parçası değildir.

Diyanet’in yayınlarında da şu noktalar özellikle vurgulanır:

Mehdi konusu Kur’an’da açık şekilde geçmez.Bu inanç imanın şartlarından değildir.Tarih boyunca Mehdi iddiaları çoğu zaman din istismarına yol açmıştır.

Sorun şu noktada ortaya çıkıyor.

“İbrahimî dinler” söylemi altında çok farklı inanç anlatıları tek bir kader planı gibi sunuluyor.

Arz-ı Mev’ud (Vadedilmiş Topraklar), Mesih gelecek, Mehdi inecek gibi söylemler sürekli dolaşıma sokuluyor.

Sonuçta toplum farkında olmadan kadercilik psikolojisine sürükleniyor.

Sanki dünya zaten kaçınılmaz bir sona gidiyormuş gibi bir algı oluşuyor.

Oysa İslam’ın temel yaklaşımı çok farklıdır.

Müslüman kıyameti beklemekle değil dünyayı düzeltmekle yükümlüdür.

Peygamber’e atfedilen meşhur söz bunu özetler:

“Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikin.”

Yani İslam’ın mesajı felaket üretmek değil, dünyayı iyileştirmektir.

Ama burada başka bir soru ortaya çıkıyor.

Neden kimse çıkıp bunu açıkça söylemiyor?Neden Diyanet bu konuda güçlü ve net bir açıklama yapmıyor?

Neden toplum bu tartışmaların ortasında kendi haline bırakılıyor?Neden insanlar, sanki bu kıyamet anlatıları gerçekleşecekmiş gibi bir kaderciliğe ve dolaylı kabullenişe sürükleniyor?

Oysa dinin görevi insanları felaket beklentisine değil, sorumluluk bilincine çağırmaktır. İslam’ın mesajı kıyameti beklemek değil, dünyayı düzeltmektir.


© Samsun Kent Haber