Şehitlerimizin kanını PKK'ya asla bağışlamayacağız!
Şehitlerimizin kanını PKK'ya asla bağışlamayacağız! Çözüm komisyonu çalışmalarını bitirdi. Şimdi sıranın yasal düzenlemelerde olduğu, PKK terör örgütünü kapsayacak yeni yasa tekliflerinin, Ramazan bayramı sonrası meclise sunulacağını, şehit yakını kimliğimizle değerlendiriyoruz.
Açılım yasalarının toplumda ve şehit yakınları arasında, yeni bir cezasızlık ve af algısı olarak değerlendirildiğini kimse unutmasın. Bu yüzden atılacak her adım, verilecek her söz, bin kere düşünülmeli, bir kerede en doğru karar verilmelidir.
Tehlikeleri, tehditleri şartları şurtları herkes doğru okumalı ve gerçekten hiçbir şeyi saklamadan, gerçekleri doğru anlatmalıdır. Terörsüz Türkiye isterken, terör örgütüne teslim edilmiş bir Türkiye istemiyoruz. Bir şehit ağabeyi olarak açık ve net ifade etmek istiyorum ki, PKK terör örgütü ve onun kurucusu, yöneticisi olan bebek katili Abdullah Öcalan bizim düşmanımızdır. Düşmanımız kesinlikle güvenilmezdir. Böyle bir kanlı örgütle Türkiye Cumhuriyeti devleti yol yürümek zorunda değildir.
Abdullah Öcalan, PKK terör örgütü mensubu teröristlerine verdiği emir ve talimatlarıyla, işlettiği katliamlar nedeniyle, insanlık suçu işlemiştir. Bu adam bebek katilidir, çocuk katilidir, kadın katilidir, masum insanların katilidir. Bu adam 18 Nisan 1992’de PKK terör örgütünün Pamuk Geçidinde yol kesme eyleminde, hunharca şehit ettirdiği 4 kahraman sivil kıyafetli TSK mensubu astsubayımızın katilidir. Bu adam Başbağlarda vahşice PKK’lı canilerin kurşuna dizdiği, köylülerin katilidir. PKK terör örgütü kurucularından Parmaksız Zeki kod adlı Şemdin Sakık ve yanındaki PKK’lı cellatlarıyla, 1993 yılında Elazığ-Bingöl karayolunda gerçekleştirdiği, yol kesme eyleminde vahşice katledilen 33 askerimizin birinci derecede katili de, İmralı canisi Abdullah Öcalan'dır. Yine bu vatan haini adam, ülkeyi ve milleti bölmek için çıktığı yolda, PKK’lı teröristlerin İstanbul’da yaktığı Çetinkaya Mağazasında, yanarak can veren sivil vatandaşlarımızın katilidir. Daha sonra Çetinkaya Mağazasını yakmaktan hükümlü katil İmralı’da birinci derecede fail Abdullah Öcalan ile Öcalan yalnız kalmasın diye cezaevinde, cezaevi arkadaşı oldular. Çetinkaya Mağazasını yakan o katil, yeni çözüm sürecinde tahliye edildi, herkesin bildiği gibi şehir şehir gezip örgüt propagandasını yapmaya devam ediyor.
O mağazada yaktığı insanlar, sadece kendileri yanmadı aileleri de yıllardır çayır çayır yanmaya devam ediyor. Kimse diyemez ki, Çetinkaya Mağazasını teröristbaşı Öcalan yaktırmadı, emir ve talimatları çok açık. Erzincan’da görevli Bando Astsubayı Murat Namdar izinli sivil kıyafetli ve eşi ile seyahat halinde iken, PKK’nın yol kesme eyleminde özel aracından eşi Yıldız Namdar hemşirenin yanından, PKK’lı teröristler alarak götürüp kurşuna dizerek acımasızca şehit etti. Astsubay Murat Namdar'ın katili sadece Öcalan’ın emir ve talimatlarıyla hareket eden, PKK’lı teröristler mi? Böyle bir adama şimdi çıkıp statü isteyenler, bunları biz şehit yakınlarından çok daha iyi bildikleri halde gerçekten ne istediklerinin, nasıl bir statü istediklerinin farkında mıdır? Bu adam katil değildir, insanlık suçu işlememiştir, iftira atıyorsunuz diyenler varsa, şehitlikleri mutlaka gezsin, ziyaret etsin oradaki gerçeği kendi gözleriyle, mezar taşlarını okuyarak görsün, kendi yüreği ile şehit acısını hissetsin.
Mutlaka PKK terör örgütünün kalleşçe şehit ettiği, kahraman vatan evlatlarının yakınlarından bizzat bebek katili Abdullah Öcalan’ı dinlesinler. Açık ve net olarak ifade etmek istiyorum. PKK’ya şehitlerimizin kanlarını asla bağışlamayacağız. Bizim kırmızı çizgilerimizi kimse yok saymamalıdır.
Açılım yasaları mutlaka halk oyuna götürülmelidir. Halkın onaylamadığı, onaylamayacağı yeni açılım yasalarını dayatarak, Terörsüz Türkiye'yi sağlamak nasıl olacak? Bu yüzden açılım yasaları, çıkarılacaksa mutlaka halk oyuna sunulmalıdır. Halkın vereceği her oya, herkes saygı duymalıdır. Halkın iradesini kimse yok sayarak, hareket etmesin. Bu mesele başka mesele, halkımız bu konuda en doğru kararı verecektir. Türk halkı Öcalan’ın statüsünü çok iyi biliyor Öcalan’a statü arayışı kabul edilemez. Öcalan’a bugünkü mevcut durumundan daha fazla hak tanınamaz. Böyle bir girişim halkın yargı kararlarına da olan inancını yerle bir eder.
Ben şehit yakını kimliğimle Abdullah Öcalan davasına resmi müdahil olarak katılmış bir şehit ağabeyisiyim. Öcalan davasının görüldüğü dönemde buna TRT’de dahil olmak üzere, bir çok haber kanalında, Mudanya'da yapılan canlı yayınlarda açık oturularda açık ve net bir şekilde İmralı'da ki yargılamayı yapan mahkemenin vereceği, her türlü karara, çıkacak karar ne olursa olsun yargı süreci tamamlandıktan sonra, oluşacak hukuki duruma rıza göstereceğimizi defalarca ifade ederek, orada bulunan diğer şehit yakınları ve gazilerimizle birlikte, ortak noktada buluştuk.
Karar idam çıktı ama, karara karşı duranlar buna dönemin hükümet ortağı Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli’de dahil olmak üzere, kararın uygulanma aşamasını TBMM'ye göndermek yerine, Anayasaya aykırı bir şekilde Başbakanlıkta bekletilmesine imzalarını atarak karar verdiler. Biz o günde bunun bir oyalama, asmama kararı olduğunu biliyor ve ifade ediyorduk. Maalesef öyle de oldu bazı gerekçeler gösterilerek sihirli bir el her gece rüyasında kabus gören bebek katili Abdullah Öcalan’ı idam sehpasından alarak çok rahattı ve önünü açtı. Bu cani adam siyasi oyunlarla bugüne kadar İmralı da kendisine tahsis edilen adada kuşa döndürülen cezasını çekmeye ve tutuklu kaldığı süre içerisinde de örgütünü Avukatları aracılığı ile gönderdiği emir ve talimatlarıyla bugünde olduğu gibi İmralı’dan herkesin gözlerinin içine bakarak yönetmeye devam etti. Herkes Öcalan’a neden bebek katili denildiğini çok iyi bilmektedir ve asla güvenmemektedir.
Terör örgütü elebaşı baş terörist Abdullah Öcalan’ı Kürtlerin tek temsilcisi görmek teröre prim vermektir. Türk milleti Öcalan’ın cezasını hükümlü bulunduğu İmralı’da ölene kadar çekmesini istemektedir. Bu aynı zamanda biz şehit yakınlarının talebi ve isteğidir. Terörsüz Türkiye masalı anlatarak Öcalan’ın cezasında indirime, değişime veya yumuşatmaya gitmek şehitlerimize vefasızlık olacaktır. Bu gerçeği kimse değiştiremez. Ben şehit yakını kimliğimle bu yaşananları bir dayatma olarak algılıyorum. Boşa koyuyorum olmuyor,doluya koymuyorum olmuyor. Bu katille kim ne sıfatla, kim ne statüyle oturacak bunu da bilmiyorum. Bir çok şey PKK terör örgütü ve lideri tarafından biliniyor ama halk tarafından bilinmiyor. Öyle anlıyorum ki bu katil muhatap alınıyor.Bu katil için bu katilin ateşe attığı PKK’lı katiller için yasal adımlar atılacağı anlaşılıyor. Nereye kadar nasıl bir adım atılacak bilmiyorum. Şu olmaz bu olmazda diyemiyorum. Ama şunu hissediyor ve görüyorum. Bu ramazan hiç olmadığı kadar yoğun bir ilgi ile şehit yakınları ve gaziler iftar sofralarına çağrılıyor. Kimse yeni açılımı konuşmuyor Terörsüz Türkiye muhabbeti ile güzel şeyler anlatılıyor. Ama kimse bilmiyor ki PKK terör örgütünün söndürdüğü ocaklar artık tütmüyor. Sesini duyuramayan şehit anneleri sadece Allaha dua ediyor, sadece Allah'ın ilahi adaletine sığınıyor.
Şehit annesi olan annem Bedriye Hamlı’da aynen bunları yapıyor. Bir de Türk Silahlı Kuvvetlerine olan inancını ve güvenini canlı tutmaya çalışıyorlar. Siyasetten tek isteğimiz çıkaracakları yasaların kesinlikle halk oyuna götürmelisidir.
Şehit yakını kimliğimle siyasilere seslenmek istiyorum;Sayıyı bulup o kanlı terör örgütü liderinin istediği bölücü yasaları elbette çıkarabilirsiniz, buna hakkınız ve yetkiniz var. Ama o yasalar halka rağmen meşru olur mu? Bunu herkes kendisi değerlendirsin. Şunu da hiç kimse unutmasın, PKK terör örgütünün hain ve vahşi eylemlerinde şehit ettiği vatan evlatlarımızın, yakınlarımızın, tertemiz asil kanının zeresini ne Abdullah Öcalan’a, ne de onun kanlı terör örgütü PKK’ya bağışlamayacağız. PKK’nın ve teröristbaşı Öcalan’ın ne istediğini şu oturum bu oturum yaparak halktan gizlemekle, Terörsüz Türkiye hedefi hayalde kalır!
Biz şehit yakınları tekrar aynı filmi seyretmiyoruzdur inşallah!
