Teknolojiyle büyüyen yalnızlık
Bir zamanlar yalnızlık, kapısı kapalı odalarda yaşanırdı. Şimdi ise Wi-Fi şifresi olan her yerde. Kalabalıklar içindeyiz, bildirimler hiç susmuyor; ama bir şey eksik. Ekranlar büyüdükçe, içimizdeki boşluk da büyüyor sanki. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı, hızlandırdı, renklendirdi; peki ya bizi birbirimize yaklaştırdı mı?
Bugün bir kafeye girdiğinizde manzara tanıdık: Aynı masada oturan insanlar, farklı ekranlara gömülü. Göz göze gelmeden geçen dakikalar, konuşulmadan tüketilen kahveler… Parmaklarımız çok hızlı, ama cümlelerimiz kısa. Emojilerle gülüyoruz, ama kahkahanın sesi yok. “Online” olmak, “birlikte” olmak anlamına gelmiyor artık.
Sosyal medya, yalnızlığı paradoksal biçimde derinleştiren en güçlü araçlardan biri. Sürekli başkalarının “en iyi anlarını” izliyoruz. Filtrelenmiş mutluluklar, kurgulanmış başarılar, bitmeyen bir yarış hissi… Kendi hayatımız, bu parlak vitrinlerin yanında soluk kalıyor. Karşılaştırma........

Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin