Trump´ın yeni bağımlılığı: Savaş

Theodore Roosevelt’in çok sevilen bir sözü vardır:

“Yumuşak konuş ve elinde büyük bir sopa taşı; çok yol alırsın.”

Bu cümlenin büyüsü şu: Liderliğin özünü tek hamlede anlatır. Güç elbette önemlidir ama asıl maharet, o gücü her fırsatta sergilemeden de sonuç alabilmektir. Mesele ‘vurabilmek’ değil; gerektiğinde vurabilecek güçteyken, asıl olarak vurmadan da yol yürüyebilmektir.

Trump ise bu cümleyi okusa, muhtemelen yalnızca ikinci kısmını severdi: “Büyük sopa.”

Yumuşak konuşmak ona göre değil. İkna, diplomasi, sabır, itibar… Bunlar Trump’ın sözlüğünde süslü ama gereksiz kelimeler. Onun dünyasında çözüm daha pratik: düğmeye basarsın, mesele biter.

Bugün giderek daha net görüyoruz: Trump’ın meselesi sadece dış politika değil; bu aynı zamanda bir karakter refleksi. Beyaz Saray Genel Sekreteri Susie Wiles’ın Vanity Fair’e söylediği o cümle bunu iyi anlatıyor: Trump içki içmez ama ‘alkolik kişiliği’ne sahiptir. Trump da bunu reddetmiyor zaten; kendisi için “bağımlılığa yatkın bir tipim” diyor.

Peki, Trump şu sıralar neye bağımlı?

Cevap aslında açık: Askeri güce. Daha doğrusu: askeri güç kullanma fikrine.

Daha 2025 bitmeden Trump’ın saldırdığı ülke sayısı yediye ulaşmış durumda; üstelik bu sayı, Trump’ın ilk başkanlık döneminde toplam saldırdığı ülke sayısıyla aynı. Yani ‘ilk dönem toplamı’ daha şimdiden yakalanmış.

Üstüne 3 Ocak’ta Caracas’ta düzenlenen Delta Force operasyonu… Nicolás Maduro’nun ele geçirilmesi Trump açısından yeni dönemin vitrini gibi sunuldu. Başkan operasyonu izlerken ‘televizyon programı gibi’ seyrettiğini anlatıyor. Bu cümle, insanın zihninde istemeden bir imge yaratıyor: bazı liderler böyle anlarda insan hayatını, riski, sonucu düşünür; Trump ise sahneyi izler gibi izliyor.

Sonrasında tehdit listesi iyice kabardı: İran, Kolombiya, Meksika, Küba, Grönland… Ve iş artık Minnesota’ya kadar uzadı. Minnesota meselesi ister alay ister iç siyasete dönük bir şov olsun; ciddiyetle ele alındığında bile tablo değişmiyor: Trump’ın dünyasında siyaset, giderek bir ‘güç........

© Şalom