We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

SpinoZen (IV. bölüm)

2 0 0
24.02.2021

Ustaların ölümünden sonra ‘Budacılık’ ve ‘Spinozacılık’

Buddha ve Spinoza, insanı duygu ve düşüncelerine tutsak olmaktan kurtararak, kusursuzluğa eriştirmeyi hedeflemişlerdi… Bu hedeflerini tutturamamış olacaklar ki, müritleri gözle görülür bir ermişlik sergilemiyorlar.

Budacılığın ‘uzak doğunun’, Spinozacıların da, ‘batılı aydının’ dünyaya bakışını kökten biçimde etkilediğini yadsımıyorum… Öğretilerinin ‘insanı kendinden özgürleştirme’ hususundaki etkinliklerini sorguluyorum sadece.

Spinoza’dan sonraki batı düşüncesi…

… Spinoza’nın hazırladığı ‘entelektüel iklimde’ gelişmiş, düşünürlerin tümü, kendilerini önemli bir açıdan ‘Spinozacı’ saymışlardı… Ne var ki, batılı aydınların odaklandığı Spinozacı fikirler, şunlarla sınırlı kalmıştı:

“Dünya da insan da, dışından değil, içinden yönetiliyordu… Ortaya çıkan her şey, içkin (immanent) bir yasanın zorlamasıyla oluştuğuna göre, bu belirleyici yasaları hesaba katmayan tüm değer yargıları, tüm kuramlar uyduruktu… Bunu bilmek ve yaşamına entegre etmek, insanın erginleşmesinin ön koşuluydu.”

Bütün bunlar doğruydu ama, bunlar olgunlaşmanın sadece ön koşulu, işin başlangıcıydı… Asıl şimdi işe koyulmak, Spinoza’nın vaat ettiği ‘kutlu yaşamı’ bizzat gerçekleştirmek gerekiyordu. Bu tür bir ‘Spinozacı Nirvana’ arayışı, batılı aydına ‘fazla egzotik’ gelmiş, ilgi duymamıştı.

Buddha’dan sonraki uzak doğu düşüncesi de…

… Hindistan’dan çıkıp doğuya doğru yayılırken, karşılaştığı yerel kültürlerin etkisiyle, değişik biçimlerde yorumlanmaya başladı…

Seylan, Burma ve........

© Şalom


Get it on Google Play