Bizden geriye kalan |
İyi ki her gün yazmak gibi bir zorunluluğum yok! Keyfim oldukça, aklıma bir şey düştükçe klavyenin başına geçiyor, düşündüklerimi ekrana aktarıyorum. Bazen günlerce tek bir satır olsun yazamazken, gün oluyor sözcükler su gibi akıp gidiyorlar. Güncel konuları yakalama kaygım da olmayınca, bir dosyada topladığım yazıları, üstünde değişikler yaparak istediğim zaman yayımlayabiliyorum. Meslekleri sürekli yazmak, gündemi yorumlamak zorunda olanları düşünüyorum da, işleri gerçekten zor!
Bu konu üstünde düşünürken, Çetin Altan’ın 28 Nisan 1960 tarihli, Taş başlıklı köşesinde yer alan, tek satırlık yazısını anımsadım. Şöyle diyordu: “Bugün canım yazı yazmak istemiyor.” Yalnızca bu kısa tümce, aslında neleri söylemiyor ki… Bezginlik, yılgınlık, umarsızlık… Belki de dile gelmeyen, bastırılan bir çığlık! Kimi zaman gösterdiği suskun bir duruş, yazarın köşesinde günlerce anlatacaklarından daha etkin olabiliyor. Nitekim o gün........