Risale-i Nur Külliyatı Işığında El-Vâhid ve Vahidiyet |
Vahdet sıfat olarak, vâhid ise isim olarak yaratıcının tekliğini ifade etmek için kullanılır. Vahdet, Vahdaniyet, Vâhid ve Vahidiyet şeklinde kullanılır.
"Vahdet ise bir vâhidi gösterir. Demek ustası da mâliki de sahibi de sâni'i de bir olmak lâzım gelir." Sözler/306
Azayı esasiyedeki birlik Vahdaniyetini gösterir.
"Üçüncü Sikke: Hazret-i Âdem'den tâ kıyamete kadar gelmiş ve gelecek bütün insanların aza-yı esasîde bir olan simalarındaki sikke-i vahdaniyettir." Lem'alar /483
Her şeydeki Vahdet bir Vâhidi gösterir. Her şeydeki birlik, Vahâd olandan gelir.
"Her şeyde bir vahdet var. Vahdet ise bir vâhide delâlet ve işaret eder. Evet vâhid bir eser, bilbedahe vâhid bir sâni'den sudûr eder. Bir, elbette birden gelir. Her şeyde bir birlik bulunduğundan elbette bir tek zatın eseri ve sanatı olduğunu gösterir. Evet bu kâinat, bin birlikler perdeleri içinde sarılı bir gül goncası gibidir. Belki esma ve ef'al-i umumiye-i İlahiyenin adedince vahdetleri giymiş bir tek insan‑ı ekberdir. Belki enva‑ı mahlukat sayısınca dallarına vahdetler, birlikler asılmış bir şecere-i tûba-i hilkattir." Şualar / 28
Cenab-ı Hak için kullanılan Vahidiyet terimi daha çok isimlerin birliğini ifade etmek için kullanılır.
"Bu kâinatın sâni'i ve müdebbiri ve bu memleketin sultanı ve mürebbisi ve bu sarayın sahibi ve bânisi birdir, tektir, vâhiddir, ehaddir. Misli ve naziri olamaz ve veziri ve muîni yoktur. Şeriki ve zıddı olamaz, aczi ve kusuru yoktur." Şualar /162
Esmalara suret, hakikat ve mahiyet cihetiyle bakacak olursak. Mahlukata bakıp Cenab-ı Hakk'ın birliğini görmek suretidir. Yani eserden müessire geçmek. Allah'ın bize vermiş olduğu akıl bunun içindir. Bu birliklerin bir isime dayanması hakikatidir. Bir ancak birden sudur eder.
Fiilden esmaya intikal hakikatidir. Her şeyin hakikati esmayı İlahiyedir. Nübüvvet olmadan tek başıyla akıl hakikate ulaşamaz. Esmayı, sıfatı ve şuunatı Nebisiz bilemeyiz. Bir yaratıcı vardır ama bu yaratıcı hangi kutsi özelliklere sahiptir? Vâhid hakikat ciheti, Vahidiyet ise mahiyetine bakar. Vahidiyet ve Vahdaniyet Cenab-ı Hakk'ın mahlukattaki isim ve sıfatlarının birliğini ifade etmek için kullanılır. Vahdaniyet ayrıca zatı için de kullanılır.
"Evet kâinatın idaresi bir ve tedbiri bir ve saltanatı bir ve sikkesi bir... Bir, bir, bir tâ bin bir bir birler kadar… Hem bu kâinatı çeviren isimler ve fiiller bir iken her biri kâinatı veya ekserini ihata eder. Yani, içinde işleyen hikmeti bir ve inayeti bir ve tanzimatı bir ve iaşesi bir ve muhtaçlarının imdatlarına koşan rahmet bir ve o rahmetin bir şerbetçisi olan yağmur bir ve hâkeza bir bir bir tâ binler bir birler… Hem bu kâinatın sobası olan güneş bir, lambası olan kamer bir, aşçısı olan ateş bir, levazımat deposu ve hazineli direği olan dağ bir, sakacı ve sucusu bir ve bağları sulayan süngeri bir ve hâkeza bir bir bir tâ bin bir birler kadar..." Şualar / 28
Şerikiz bir şekilde bütün mahlukatta isim ve sıfatlarının tecelli etmesi Vahdaniyetini gösterir. Mekândan münezehhetiyle her yerde hazır ve nazır olması Ehad olduğunu gösterir. Ehadiyetiyle bir iken tecezzi etmeden her bir mahlukta tasarruf etmesidir.
Sırrı Vahdet ve Vahdaniyet penceresinden kâinattaki cemali ilahi görünür. Vahidiyette celali tecelli, Vahdette cemali tecelli hâkimdir. Vahidiyet daha çok celali tecellilere ve afaki tefekküre bakar. Allah'ın kâinattaki haşmetini ifade etmek için kullanılır. Aynı zamanda Allah'ın Uluhuyetine de işaret vardır.
"Ve keza celal, vâhidiyetin tecellisinden, cemal dahi ehadiyetin tecellisinden zâhir olur. Bazen de cemal, celalden tecelli eder." Mesnevi-i Nuriye/211
Vahdaniyet kâinattaki saltanatına da delalet eder. Kibriya, azamet, haşmet ve celal vahdetine şahitlik eder.
"İşte celal ve haşmet noktasında vâhidiyet göründüğü gibi cemal ve rahmet noktasında dahi nimet ve ihsan, ehadiyet-i İlahiyeyi ilan eder. Çünkü zîhayatta ve bilhassa insanda, o derece sanat-ı câmia içinde; hadsiz enva-ı nimeti anlayacak, kabul edecek, isteyecek cihazat ve âletler vardır ki bütün kâinatta tecelli eden bütün esmasının cilvesine mazhardır. Âdeta bir nokta-i mihrakıye hükmünde, bütün esma-i hüsnayı birden mahiyetinin âyinesiyle gösterir ve onunla ehadiyet-i İlahiyeyi ilan eder." Mektubat/258
İnsan enfüsî, kâinat âfakî Ehadiyet ve Vahidiyet delilidir.
"Yani şu kâinat denilen âlem-i ekber ve insan denilen onun misal-i musağğarı olan âlem-i asgar, kudret ve kader kalemiyle yazılan âfakî ve enfüsî vahdaniyet delailini gösteriyorlar." Mektubat /254
Bütün rızıklar Vahidiyete, mukannen rızıklar Ehadiyete delildir.
"Kâinatın heyet-i mecmuasında tezahür eden haşmet-i rububiyet, vahdaniyet-i........