Risale-i Nur Külliyatı Işığında El-Ehad ve Ehadiyet |
Yâ Ehad; Zât-ı itibariyle tek ve emsalsiz olan. Vâhid-i Ehad hem zat hem sıfatları itibariyle bir olan. Cenab-ı Hak şeriksiz birdir yani Vâhiddir, mekândan münezzehtiyle her yer de hazırdır ve tektir yani Ehaddir.
"O Vâhid'dir, Ehad'dir, her şeye kâdirdir. Hiçbir şey ona ağır gelmez." Mektubat/249
Zâti isimlerdendir.
"Amma اِسْم kelimesi ise: Biliniz ki Zat-ı Vâcibü'l-vücud'un bin bir esmasından bir kısmına "Esma-i Zatiye" denilir ki her cihetle Zat-ı Akdes'i gösterir. Onun adı ve onun unvanıdır. "Allah, Ehad, Samed, Vâcibü'l-vücud" gibi çok esma var. Bir kısmına da "Esma-i Fiiliye" tabir edilir ki çok nevileri var. Mesela "Gaffar, Rezzak, Muhyî, Mümît, Mün'im, Muhsin..." Emirdağ Lâhikası 2/102
Ehad-Ehadiyet, Vâhid-Vâhidiyet, Vahdet-Vahdaniyet şeklinde külliyatta çokça kullanılır. Ehad ve Vâhid isimleri Cenâb-ı Hakk'ın birliğini ifade eder.
Ferd ismi ise Ehad ve Vâhid isimlerini kapsayan bir isimdir.
قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌ “âyetinin bir nüktesi ve Vâhid ve Ehad isimlerini tazammun eden bir ism-i a'zam veya ism-i a'zamın altı nurundan bir nuru olan Ferd isminin bir cilvesi, şevval-i şerifte Eskişehir Hapishanesinde bana göründü." Lem'alar/366
"Bazen iki kelimede mesela رَبُّ الْعَالَمٖينَ ve رَبُّكَ de رَبُّكَ tabiriyle ehadiyeti ve رَبُّ الْعَالَمٖينَ ile vâhidiyeti bildirir. Ehadiyet içinde vâhidiyeti ifade eder." Sözler/498
İnsanların cihazatları itibariyle bir olması Vahidiyete ama her bir insanın cihazının kendine has olması Ehadiyete bakar.
İnsan tüm azaları itibariyle; iki göz, iki kulak, bir burun, bir ağız gibi azalarda ki birlik cihetiyle Cenab-ı Hakk'ın vahidiyetine ayinedir. Azalarda ki farklılık cihetiyle; her bir insanın parmak izinin ayrı, kornesının ayrı, simasının ayrı, sesinin ayrı olması Ehadiyetin cilvesidir.
"İnsanın yüzünde... Belki insanın yüzü öyle bir sikke-i ehadiyettir ki Âdem zamanından tâ kıyamete kadar gelmiş ve gelecek bütün efrad-ı insaniye birden nazar-ı mütalaasında bulunmayan ve her birine karşı o tek yüzde birer alâmet-i farika koymayan ve o küçük yüzde hadsiz alâmet-i farika bırakmayan bir sebep, bir tek insanın yüzündeki hâtem-i vahdaniyete icad cihetiyle el uzatamaz." Lem'alar/367
"Nasıl ki eşyada, mesela hayvanattaki ehemmiyetli azanın esasat ve netaic itibarıyla birbirlerine benzeyişleri ve tevafukları ve bir tek sikke-i vahdet izhar etmeleri, nasıl kat'î olarak delâlet ediyor ki umum hayvanatın Sâni'i birdir, Vâhid'dir, Ehad'dir. Öyle de o hayvanatın ayrı ayrı teşahhusları ve simalarındaki başka başka hikmetli taayyün ve temeyyüzleri delâlet eder ki onların Sâni'-i Vâhid'i fâil-i muhtardır ve iradelidir; istediğini yapar, istemediğini yapmaz; kasd ve irade ile işler." Mektubat/269
Bütün yüzler bir Vâhidden sudur eder. Tüm yüzler Vahidiyeti gösterir. Her bir yüz ise Ehadiyetini gösterir. Elbette bir yüzde de hem Vâhid hem de Ehad ismi tecelli eder. Daha fazla zahir olan ve bizim anlamamız noktasında öne çıkan Ehadiyetidir.
"Vâhidiyet ise bütün o mevcudat birinindir ve birine bakar ve birinin icadıdır demektir. Ehadiyet ise her bir şeyde, Hâlık-ı külli şey'in ekser esması tecelli ediyor demektir. Mesela güneşin ziyası, bütün zeminin yüzünü ihata ettiği haysiyetiyle, vâhidiyet misalini gösterir. Ve her bir şeffaf cüzde ve su katrelerinde, güneşin ziyası ve harareti ve ziyasındaki yedi rengi ve bir nevi gölgesi bulunması, ehadiyet misalini gösterir. Ve her bir şeyde hususan zîhayatta ve bilhassa her bir insanda o Sâni'in ekser esması onda tecelli ettiği cihetle, ehadiyeti gösterir." Mektubat/257
"Aynen öyle de Sâni'-i Zülcelal, vâhidiyet itibarıyla bütün eşyayı ihata eden ilim ve iradesi ve kudretiyle bakar ve hazır ve nâzır olduğu gibi ehadiyet cihetiyle ve tecellisiyle her şeyin, hususan zîhayatın yanında isimleri ve sıfatlarıyla bulunur ki kolayca, bir anda sineği kartal sisteminde, bir insanı küçük bir kâinat sisteminde icad eder. Ve zîhayatı öyle mu'cizatlı bir şekilde yaratır ki eğer bütün esbab toplansa bir bülbülü, bir sineği yapamazlar. Ve bir bülbülü yaratan, bütün kuşları yaratan olabilir ve bir insanı halk eden ancak kâinatı icad eden zattır." Şualar/554
"Bakınız! Aktar-ı semavat ve arz sahifeleri üstünde hâtem-i ehadiyet göründüğü gibi kâinatın heyet-i mecmuasının büyük sahifesi üzerinde de pek vâzıh bir surette hâtem-i tevhid görünmektedir." Mesnevi-i Nuriye/15
Bir okyanustaki haşmeti ve celali anlamak ve idrak etmekte fikir dağılabiliyor ama içtiğimiz bir bardak suda Allah'ın esmasını okumak daha kolaydır. Suyun vücudumuzda iş görmesi Vahidiyetini gösterirken ağzımızda ki faaliyeti Ehadiyetini gösterir. Susadığımızda soğuk bir su içmek Allah'ın varlığına ve birliğine enfüsi bir........