menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Risale-i Nur Külliyatı Işığında El-Alîm

14 0
yesterday

Yâ Alîm; ezeli ve ebedi olarak her şeyi bilen manasında Allah'ın bir ismidir. Hiçbir şey O’ndan gizlenemez.

"Cenab-ı Hakk'ın kudret, ilim, iradesi; şemsin ziyası gibi bütün mevcudata âmm ve şâmil olup hiçbir şeyle muvazene edilemez." İşârât-ül İ'caz/86

Her şeyin Evvelini, Âhirini, Zahîrini ve Batınını bilen. Her şeyin her cihetini bilen. Tümünü birden ihata eden. Allah'ın ilmine göre ön-arka, sağ- sol, üst-alt, geçmiş-gelecek diye bir şey yoktur. Cenab-ı Hakk'a göre cihette yok. Bunlar bizim için vardır. Bizim anlamamız ve kıyas etmemiz için gereklidir.

Furkan-ı Hakîm de hem fiil hem isim olarak çokça geçmektedir. Kur'an-ı Kerîmde Allah'a nisbetle "Lafz-ı Alîm, yüz yirmi altı" kez geçmektedir. (Mektubat/451)

يَا عَلٖيمُ
Ey her şeyi bilen Alîm(Cevşen 1.Ukde 4. Satır)
يَا عَالِمُ
Ey her şeyi bilen geçmektedir. (Cevşen 29. Ukde 5. Satır)
"يَا عَلَّا مُ
Ey her şeyi çok iyi bilen Allâm (64.Ukde 7. Satır)

Âlim ve Alîm şeklinde külliyatta geçmektedir. Yine mana olarak benzer olsa da mutlaka bazı kullanım ve mana farklılıkları vardır. İnsanlara Âlim denir. Allah'a nisbet edildiğinde daha çok Alîm olarak kullanılır.

Aşağıdaki geçen cümleler de görüleceği gibi insana nisbet edildiğinde "âlim" şeklinde kullanılıyor.

"Arkadaşlar! Şu mealde bir hadîs-i şerif var ki: "Hakiki âlimler, zalim hükümdarlara karşı hak ve hakikati pervasızca söyleyen âlimlerdir." Sözler/828

"Sonra o hâkim, şu musanna ve murassa Kur'an'ı, bir ecnebi feylesofa ve bir Müslüman âlime gösterdi. Hem tecrübe hem mükâfat için emretti ki: "Her biriniz, bunun hikmetine dair bir eser yazınız." Evvela o feylesof sonra o âlim, ona dair birer kitap telif ettiler." Sözler/140

"Âlim olsun, âmî olsun her kim ona ve onlara baksa kat'iyen diyecek ki: "Kur'an, bunlara benzemez. Hiçbirisi onu tanzir edemez." Sözler/398

Külliyatta da Kur'an-ı Kerimde de Allah'a nisbet edildiğinde Alîm şeklinde geçmektedir.

Cenab-ı Hakk'ın yedi subuti sıfatından biride ilim sıfatıdır. İlim bir Alîmi külli şeyi iktiza eder.

İnsanlardaki ilim değil, sadece bir bilgidir. Gerçek ilim Allah katındadır. Bizim ki sadece Allah'ın ilmini bir derece fark etmek için bir kıyas türüdür.

"Evet, şu kâinatı idare eden zat, her şeyi nizam ve mizan içinde muhafaza ediyor. Nizam ve mizan ise ilim ile hikmet ve irade ile kudretin tezahürüdür." Sözler/84

Allah'ın ilmi muhittir ve zatîdir. Bizimkisi kayıtlıdır, sınırlıdır ve arızîdir. Cenab-ı Hakk'ın bilmesi bizim bilmemize benzemez. Nuraniyet sırrıyla her şeyin melekütü ve zahiri onun ilmindedir. İlim O'nun zatının lazımıdır.

Görmek sadece göze münhasır değildir. İnsan cildiyle, burnuyla, diliyle kulağıyla, kalbiyle, aklıyla ve bütün letaifiyle görebilir ve anlayabilir. Görmek, bilmek ve anlamak birbiriyle alakalıdır. İnsan bildiği kadar görür ve anlar.

"Şu kâinatta görünen ef'al ile tasarruf edip icad eden Sâni'in bir muhit ilmi var. Ve o ilim, onun zatının hâssa-i lâzıme-i zaruriyesidir, infikâki muhaldir. Nasıl ki güneşin zatı bulunup ziyası bulunmamak kabil değil, öyle de binler derece ondan ziyade kabil değildir ki şu muntazam mevcudatı icad eden zatın ilmi ondan infikâk etsin. Şu ilm-i muhit, o zata lâzım olduğu gibi taalluk cihetiyle her şeye dahi lâzımdır. Yani, hiçbir şey ondan gizlenmesi kabil değildir. Perdesiz, güneşe karşı zemin yüzündeki eşya, güneşi görmemesi kabil olmadığı gibi; o Alîm-i Zülcelal'in nur‑u ilmine karşı eşyanın gizlenmesi, bin derece daha gayr-ı kabildir, muhaldir. Çünkü huzur var. Yani her şey daire-i nazarındadır ve mukabildir ve........

© Risale Haber