Mezhepçilik ve Mezhepsizlik Fitneleri
Her mezhepten kolayımıza geleni almak
Farklı mezheplerden hükümler alıp uygulamaya “telfik” denilir. Müçtehit olan biri, mezheplerdeki farklılıkları bilir ve bunlardan gerektiğinde istifade edebilir. Fakat avamdan birisinin kendi keyfine göre her mezhepten kolayına geleni alması uygun olmaz. Söz gelimi, abdest hususunda bir yeri kanarsa İmam Şafiî'yi, kadına dokunmakla abdestin bozulmayacağı hükmünde Ebu Hanife'yi taklit etmek, bir nevi devekuşu mantığıdır. Bediüzzaman devekuşu ile alakalı şöyle bir temsil zikreder:
“Deve kuşuna demişler: "Kanatların var, uç!" O da kanatlarını kısıp, "ben deveyim" demiş, uçmamış… Sonra ona demişler: "Madem deveyim diyorsun, yük götür!" O zaman kanatlarını açıvermiş, "Ben kuşum" demiş, yükün zahmetinden kurtulmuş.”[1]
Esas olan, insanın belli bir mezhebi esas alarak dini yaşamasıdır. Diğer mezheplerdeki hükümlerden istifade etmek, ciddi ihtiyaç anında olmalıdır.
Mezhepçilik fitnesi
Mezhep, bir realitedir. Farklı mezheplere bölünmüş olmak, Müslümanların parça parça olmaları anlamına gelmez. Ama mezhepçilik, yani kendi mezhebini öne çıkarmak ve diğerlerini inkâr edip batıl olarak görmek, çok ciddi bir problemdir. Bediüzzaman şiirimsi bir dille telif ettiği Lemaat isimli eserinde bu ve benzeri problemlerin çözümünü şöyle anlatır:
“Ey Âlem-i İslâmî! Hayatın ittihatta.
Ger ittihat istersen düsturun bu olmalı:
"Hüvel Hakk" yerine "Hüve Hakk" olmalı.
"Hüvel Hasen" yerine "Hüve Ahsen" olmalı...
Her Müslim kendi meslek, mezhebine demeli:
"İşte bu haktır, başkasına ilişmem.
Başkaları güzelse, benim en güzelidir."
Dememeli: "Budur hak, başkaları battaldır."
Ya "Yalnız benimkidir güzeli; başkaları yanlıştır, hem çirkindir."
Zihniyet-i inhisar, hubb-u nefisten geliyor.
Sonra maraz oluyor, niza ondan çıkıyor.
Dert ile dermanlar taaddüdü hak olur, hak da taaddüt eder.
Hacat ve ağdiyenin tenevvüü hak olur, hak da tenevvü eder.
İstidad, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder.
Bir madde-i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.
İki mizaca göre mesail-i fer'îde hakikat sabit değil, izafî ve mürekkeb.
Mükellefîn mizaçlar ona bir hisse verip, ona göre ederek tahakkuk ve terekküp.
Her mezhebin........© Risale Haber
