İslam Uleması Arasındaki İhtilaflar

Bediüzzaman, Osmanlı döneminde yazdığı eserlerinden biri olan Tuluat’ta günümüzü de ilgilendiren şöyle bir soru ve cevaba yer verir:

“Âlem-i İslam’ın ulemasının ortalarındaki müthiş ihtilafata ne dersin? Re’yin nedir?

Cevab: Ben âlem-i İslâmiyete gayr-ı muntazam veya intizamı bo­zulmuş bir meclis-i meb’usan ve encümen-i şûra nazarıyla bakıyo­rum. Şeriattan işitiyoruz ki; “Re’y-i cumhur budur, fetva bunun üzerinedir.” İşte şu, bu meclisteki re’y ekseriyetin naziresidir. Re’y-i cumhurdan maada olan akval, eğer hakikat ve mağzdan hâlî ve boş olmazsa istidadatın re’ylerine bırakılır. Ta her bir istidat terbiyesine münasip gör­düğünü intihap etsin. Lâkin burada iki nokta-i mühimme vardır:

Birincisi: Şu istidadın meyelanı ile intihap olunan ve bir derece hakikati tazammun eden ve ekalliyette kalan kavl, nefs-ül emirde mukayyed ve o istidat ile mahsus olduğu halde, sahibi ihmal edip mutlak bıraktı. Etbaı iltizam edip tamim etti. Mukallidi taassub edip, o kavlin hıfzı için muhaliflerin hedmine çalıştılar. Şu noktadan müsademe, müşağabe, cerh ve red, o derece meydan aldı ki, ayakları altından çıkan toz ve ağızlarından feveran eden duman ve lisanlarından püsküren berk­ler, şimşekli ve bâzan rahmetli bir bulut, şems-i İslâmiyetin tecellisine bir hicap teşkil etmiştir. Lâkin ziya-yı şemsten tefeyyüz etmesine istidat bahşeden rahmetli bulut derecesinde kalmadı. Yağmuru vermediği gibi, ziyayı dahi men’etmektedir.

İkincisi: Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istidatlardaki heves ve heva ve mevrus âyineye ve mizacına galebe çalmazsa, o kavl bir hatar-ı azîmde kalır. Zîrâ istidad onunla........

© Risale Haber