Din ve Maslahat |
Maslahat, salâh kelimesinden türetilmiş bir kavramdır. “Bir şeyin iyi, uygun, elverişli, yararlı olması” gibi anlamlara gelir. Özünde “menfaatleri celp ve zararları def” vardır.
“Helal, haram, mekruh, mubah…” gibi hükümlerin konuluş gayesi, insanların maslahatlarını sağlamak, yani onlara faydalı olanları celbedip zararlı olanları ise defetmektir.[1]
Geniş bir anlam yelpazesi içinde günlük hayatta zaman zaman kullandığımız bu kelime, dinde “Maslahat-ı mürsele” namıyla bazı hükümlerin kaynağı olarak da kullanılmaktadır. Şöyle ki:
Maslahatlar üçe ayrılır:
1-Maslahat-ı mutebera (muteber olan maslahat)
Mesela kısas hükmü muteber bir maslahattır. Bununla canlar korunur, asayiş muhafaza edilir.
2-Maslahat-ı merdude (muteber olmayan, reddedilen maslahat)
Kopya çekmek ve yalan söylemek gibi fiiller her ne kadar yapana geçici yararlar sağlayabilse de meşru yolla olmadığından dinin reddettiği maslahatlardır.
3-Maslahat-ı mürsele (muteber olduğu veya olmadığı net olmayan maslahat)
Maslahat-ı mürselede şu noktalar dikkat çeker:
-Maslahat-ı mürsele ile verilen hükmün geçerli veya geçersizliği hakkında nass yani âyet ve hadis olmadığı gibi, bir icmâ da yoktur.
-Kıyas kapsamına da girmez.
- Maslahat-ı mürsele ile verilen hükümler, hem aklî ölçülere ve makasıdü’ş-şâri’ denilen şer’î düzenlemelere uygunluk taşıyan menfaatlerdir.
Devletin vatandaştan vergi alması, olağanüstü günlerde bu vergiyi artırması, savaşta karşı tarafın savaş atlarını öldürmek, zararlı kimseleri sürgüne göndermek, devletin stokçuluk yapanların........