Ramazan’ın Hikmetleri (1)
(شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِۤى اُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى للِنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِ) “Orucun farz kılındığı ramazan ayı, insanlara hidayet rehberi olup onlara doğru yolu gösteren ve hakkı bâtıldan ayırıcı en açık delilleri ihtiva eden Kur’an’ın indirildiği aydır.”[1] Kur’an-ı Kerîm’in Hz. Peygamber’e indirilmesi Mekke’de Hira mağarasında, milâdî 610 yılı Ramazan ayının 27. gününde başlamış ve Allah’ın uygun gördüğü aralıklarla yirmi üç yılda tamamlanmıştır. Ayette geçen “Ramazan ayında Kur’an’ın indirilmesi”nden maksat onun tamamının değil ilk ayetlerinin indirilmesidir. Cenabı Hak Müslümanlara oruç ibadetini farz kılmayı murat edince bunun zamanının da ona lâyık bir zaman olmasını istemiş ve Kur’an’ı vahyetmeye başladığı Ramazan ayını oruç zamanı olarak emretmiştir.[2]
Bediüzzaman bu ayeti tefsir ederken Ramazan-ı Şerifteki orucun İslam’ın beş şartından birisi ve şeaier-i İslâmiye’nin en büyüklerinden olduğunu ifade ediyor. O, Ramazan orucunun sayısız hikmetlerinden dokuz tanesini 9 nükte halinde beyan etmiştir. O hikmetlerden bazılarını buraya alıyoruz. Bediüzzaman Özetle şöyle diyor:
Birincisi: Ramazan-ı Şerifteki oruç Allah’ın Rahmaniyetini, Rahimiyetini ve âlemlerin Rabbi olduğunu açıkça gösteriyor. Şöyle ki: Cenâb-ı Hak, yeryüzünü bir sofra-i nimet suretinde yaratmış ve bütün enva-ı nimetini hesapsız bir tarzda o sofrada dizmiştir. Böylece kemal-i Rububiyetini, Rahmaniyet ve Rahimiyetini bu şekilde ifade ediyor.
Oysa genelde insanlar gaflet perdesi altında, o vaziyetin ifade ettiği hakikati tam göremiyor, bazen unutuyorlar. Ramazan-ı Şerifte ise, ehl-i iman, birden muntazam bir ordu hükmüne geçiyor. Sultan-ı Ezelînin ziyafetine davet edilmiş bir surette, akşama yakın “Buyurunuz” emrini bekliyorlar gibi........
