menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Prof. Dr. Ahmet Akgündüz ve Risale-i Nur

12 0
04.10.2025

Yarım yüzyıldan fazladır Ahmet Akgündüz Hocayla tanışırız. İlk tanışmamız Diyarbakır İmam-Hatip Lisesinde olmuştu. Biz orta 2. sınıftaydık, Ahmet Hoca da 1. sınıfa kaydolmuştu. Böylece biz onun abisi sayılıyorduk. Biz parasız yatılıda okuyor ve okula çok yakın bir pansiyonda kalıyorduk; Ahmet hoca gündüzlüydü ve [yanlış hatırlamıyorsam] bir akrabasının evinde kalıyordu.

Diyarbakır Günleri

Yatılı pansiyonun başkanı, lise 2’de okuyan, Mehmet Gerçek adında Mardinli bir arkadaştı. Allah rahmet etsin, liseyi bitirdikten sonra genç yaşta vefat ettiğini duyduk. Mehmet Gerçek’ten başka Mehmet Burhan ve Mesud Örnek de vardı. Bu abilerimiz, İslam davasını kelebek omuzlarına almış, çok aktif, çok kitap okuyan, kürsülerde ateşli vaazlar veren ve yeni gelen gençlerle ilgilenen aktif öğrencilerdi. Zaman zaman bizleri toplar ve 1. sınıfa yeni kaydolan arkadaşlarla ilgilenmemizi isterlerdi. Çünkü 1970’lerde Diyarbakır’da, Kürtçülük, Türkçülük ve Komünistlik gibi zararlı fikir akımları vardı. İmam-Hatip öğrencilerinin bu yanlış akımlara kapılmamaları için kendilerine göre tedbirler alıyorlardı. Çok şuurlu bir Müslüman olan müdür başyardımcısı Hasan Yeşil de bu aktif arkadaşları destekliyor ve onların sıkıntılarını kolaylaştırıyordu. Cihat ruhu kuvvetli olan Hasan Yeşil, daha sonraki yıllarda PKK tarafından şehit edildi. Allah rahmet etsin.

Mehmet Gerçek ve arkadaşları sene başında yapılan bir toplantıda yeni gelen 1. sınıf öğrencilerinin isimlerini bize verdiler ve, “Arkadaşlar! Bu çocuklar size emanettir. Eğer beyinleri taze olan bu kardeşlerimizle ilgilenmezseniz yarın yanlış fikirlere kapılırlarsa siz de sorumlu olursunuz” dediler. Herkese bir veya iki öğrenci düşüyordu. Biz teneffüslerde o öğrencilerle ilgilenecek ve onları kitap okumaya teşvik edecektik. Ayrıca bir sıkıntıları olduğunda bize bildirmelerini söyleyecektik.

Bana Diyarbakırlı bir öğrenci verilmişti. Onunla ilgileniyor ve teneffüslerde onunla sohbet ediyordum. Sıra arkadaşım M. Nuh Yurgiden’e de Ahmet Akgündüz verilmişti. Bir gün M. Nuh bana, “Ya Musa Hoca, bana verilen öğrenci [Ahmet Akgündüz] çok acayip bir adam, ne söylersem bana itiraz ediyor. Niçin bu böyle, bu neden böyle olmuş, bunun böyle olduğunu nereden biliyorsun, gibi sorular soruyor. Onunla konuşamıyorum. Hele sen gel onunla bir konuş” dedi. Ben de tamam, dedim.

Bir gün teneffüste kendisiyle tanışmaya gittim. Bir de ne göreyim; karşımda gözleri çakmak çakmak bir çocuk duruyor. İlk karşılaşmamızda bana sorgu dolu bir gözle baktı. Yüzünde olgun, mağlup edilemez, kendinden emin ve telaşsız bir çehre saklıydı. Kendi kendime, “Bu adamla işimiz zor” dedim. Tanıştıktan sonra, “Biraz kitap okuyalım mı?” dedim. Ahmet Akgündüz, “Tamam, okuyalım” dedi. Yanımda Haşir Risalesi vardı. Ondan okuduk; kitaba itiraz etmedi. Sadece, “Ben Bediüzzaman’ın kitaplarını okudum” dedi. Ahmet’in, Risale-i Nur okuyan bir aileden geldiğini anlamış olduk. Ama ailesini tanımıyorduk. Çoğu kez teneffüslerde buluşuyor ve kitap okuyorduk. Ahmet Hoca hep, okuduklarımızın açıklamalarını isterdi. Bir gün baktım 30-35 yaşlarında bir adam okula geldi; Ahmet Akgündüz’ü buldu ve onunla konuşmaya başladı. Yanlarına vardım, meğer o adam, köyde imamlık yapan abisi merhum Ali Akgündüz imiş. Onunla da tanıştık. Sonra Ahmet, dönem sonunda veya dönem bitmeden Gaziantep imam Hatip Lisesine geçti.

Zaman zaman Ahmet Akgündüz’ü, Melikahmet’teki 10 numaraya gelen Ali Akgündüz hocadan sorardık. Allah rahmet etsin Ali Akgündüz hem âlim hem de sadık ve ihlaslı bir nur talebesiydi. Onun için dava her şeyden, hatta hayatından bile daha önemliydi. Onu gördüğümde, büyük davanın büyük adamlarından biri olduğunu anlamıştım. Çünkü bir sanatkâr edasıyla tane tane konuşur ve muhatabının bam teline dokunurdu. Daha sonra Ali Hoca’nın tayini Diyarbakır Nebi camisine çıktı. İstanbul’a taşınana kadar uzun yıllar orada görev yaptı. Cami, nur talebelerinin uğrak yeri olmuştu; orada hem sohbet yapılır hem uzaktan gelenler........

© Risale Haber