menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müceddid ve Tecdid

8 0
09.06.2026

Tecdid kelimesi “Bir şeyi aslına çevirmek ve yenilemek”, Müceddid ise “Yenilikçi kimse” anlamında kullanılmaktadır. Hz. Peygamber(s), (إنَّ اللهَ يَبْعَثُ لِهَذِهِ الْأُمَّةِ عَلَى رَأْسِ كُلِّ مِائَةِ سَنَةٍ مَنْ يُجَدِّدُ لَهَا دِينَهَا) Allah, ümmet için her yüz yılın başında, dinini yenileyecek bir müceddid gönderir.” buyuruyor. [Ebû Davud, Melâhim, 1]Bu hadiste anlatılan şudur: Müceddid, ümmetin dinini değil, asıldan uzaklaştırılan başta imanî meseleler olmak üzere dinin bazı konularını tecdid eder, yeniler. Başka bir deyimle, yenilenen dinin kendisi değil, yanlış algılarla süslenmiş ve gelenekselleşmiş Müslümanların din anlayışlarıdır. Nitekim Resûl-i Ekrem (s) (جَدِّدُوا إيمانَكم) “İmanınızı yenileyin” buyurmuştur. Hz. Peygamber’e, (قيل : يارسولَ اللهِ وكيف نُجَدِّدُ إيمانَنا ؟) “Ey Allah’ın Resûlü! İmanımızı nasıl yenileyeceğiz?” denildi. Resûlulah (s): (قال : أكثِروا مِنْ قولِ لا إله إلا اللهُ.) “Lâ ilâhe İllellahkelime-i tevhidini çokça söyleyin, buyurdu.” [Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/359] Bu hadis, imanı tecdid etmenin çok önemli olduğuna işaret ediyor.

Hiç şüphesiz, tarihte yaşamış birçok âlim için “müceddid” ifadesi kullanılabilir. Ancak bir şeyi hatırlatmakta fayda vardır: Her şeyden önce tecdid asla dönüştür; köklerde tasarruf etmek değildir. Başka bir deyimle, tecdit bir ihya hareketidir; bir tebdil, bir tağyir ve bir değiştirme hareketi değildir. Dinin köklerine saldırmak ve dini yeniden tasarımlamak ise, günümüzde en fazla kullanılan deyimiyle dinde reform yapmak bir ihya değil bir yok etme ve bir söndürmedir ve erkân-i imaniyeye ilişmektir. Tecdid hareketinden maksat dinin temellerini, nazil olduğu şekliyle yeniden keşfedip anlatmaktır. Yoksa bazılarının zannettiği gibi tecdid, dini zamanın modasına ve nefsin arzularına göre yeniden tasarımlamak değildir.

Müceddid olan İslam âlimleri şöyle bir kaygı taşırlar: Acaba günümüzün Müslümanları da, Hz. Peygamber ve ashabının üzerinde bulundukları cadde-i kübranın üzerinde midirler, bir sapma var mıdır? Eğer bir sapma varsa işte onu düzeltmek için harekete geçerler. Ne var ki, dünya mecma-i ezdattır, bu hayatta diyalektik bir süreç hâkimdir. Yani Allah zıtları iç içe yaratmıştır. Hayır ve şer, ziya ve zulmet, iyilik ve kötülük… Bunlar hep iç içedirler. Bu yüzden bazen insanlar tarafından şerre hayır rengi, kötülüğe da iyilik rengi verilebiliyor. Bazen şer, bir gazete, bazen de bir internet sitesi şeklinde karşımıza çıkabilir. Hatta şer bazen, sırf hayır olarak kabul edilen bir cami şeklinde de karşımıza çıkabilir. Münafıklar tarafından Medine’de inşa edilen Mescid-i Dirâr gibi… (Tevbe,9/107)

Hatta bazen kötü niyetli bir kişi, muhataplarına yemin ederek “Vallahi ben size nasihat etmek istiyorum” da diyebilir. Tıpkı Şeytanın Hz. Âdem ve Havva’ya yemin ederek, onları çok sevdiğini ve onlara iyilik yapmak istediğini söylemesi gibi… (Araf, 7/21) Bütün bu durumlar Tecdidin bazı kimseler tarafından saptırılabileceğini gösterdiği gibi, gerçek tecdid hareketinin, müceddidin çağdaşları tarafından hakkıyla anlaşılmasının zor........

© Risale Haber