Hz. İbrahim’in (as) Özgürlüğe Çağrısı (2)
Hz. İbrahim’in kavmi çoğunlukla araştırmacı düşünceden yoksun kimseler oldukları için neyi neden yaptıklarının farkında bile değillerdi. Onlar belirli kalıpların ve öğretilerin içinde sıkışıp kaldıklarından kendilerini ve öğrendiklerini yenileme ihtiyacını hissetmiyorlardı. Her zaman, kendilerini köle kabul eden krallarının ağzına bakıyorlardı. Bu yüzden gözleriyle gördüklerinin ve kulaklarıyla işittiklerinin tek doğru olduğunu sanıyorlardı.
Nemrut adlı zalim kral halkı farklı şeylerle oyalıyor ve onlara özetle şöyle sesleniyordu: “Ey kavmim! Geliniz birlik olalım ve tanrılarımıza sahip çıkalım. Tanrılarımız bizim her şeyimiz. Tekrar dünyaya gelmeyeceğimize göre uzun ömürlü olmak için tanrılarımıza yalvaralım. Yiyelim, içelim, eğlenelim ve tanrılarımızı koruyalım. Daha uzun ömürlü olmak için, tanrıların önüne koyduğunuz kutsanmış yiyeceklerden yemeyi ihmal etmeyelim.”
Nemrut bu öğütlerle, başta eğlence olmak üzere kavmine bir takım haklar da veriyordu kuşkusuz. Hatta insanları sürekli bir eğlence atmosferinde tutmak için büyük çaba içindeydi. Ancak uzun zaman araştırmacı bir şekilde düşünme yeteneklerini kullanmayan insanların bir anda düşünüp, bugüne kadar yaptıklarının doğru olmadığına inanmaları, kötü gidişe dur demeleri ve gerçekleri kavramaları kolay değildi. Bu yüzden Hz. İbrahim’in önünde hiç de iç açıcı olmayan bir dünya duruyordu ve işi oldukça zordu.
Hz. İbrahim, akıl gibi çok değerli bir cevheri taşıyan insanların elleriyle yaptıkları heykelciklere taptıklarını gördükçe çok üzülüyordu. Onlara acıyor ve onları kurtarmak için büyük gayretler sarf ediyordu. Sürekli, “Şu tapınıp durduğunuz heykeller de neyin nesi? Yoksa Allah’tan başka tanrılar mı icat etmek istiyorsunuz?” gibi sorular sorarak kuşkuya düşmeleri ve kafalarının çalışması için çaba gösteriyordu.
Hz. İbrahim’in babası ve akrabaları pek belli etmeseler de Onun, “Şu tapınıp durduğunuz heykeller de neyin nesi?“ şeklindeki soruyla büyük bir sarsıntı geçirmişlerdi. Ne diyeceklerini bilemediklerinden, sorusuna soruyla cevap verdiler: (قَالُوا........
