menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gençlerle Bir Hasbihal

9 0
28.12.2025

Geçenlerde, teröre ve şiddete karşı olan, yakıp yıkmayı tasvip etmeyen bir grup üniversiteli gençle bir araya geldim. Dertlerini tek tek dinledim; onlar da beni dinlediler. Bir çok sanatçı, çevreci ve barışsever insanın haksız yere terörist diye tutuklandığını, ailelerinin perişan edildiğini söylediler. “Yoksa siz Gezi Parkı olayı eylemcilerini mi kast ediyorsunuz?” dedim. Onlar da, “Evet, tam da onları kast ediyoruz, 12-13 senedir bir çok sanatçı ve çevreci terörist diye hapiste tutuluyor, yazık değil mi?” dediler.

Böylece konu Gezi Parkı olaylarından açılmış oldu. Onlar olayların perde arkasını bilmiyorlardı. Hükümete ve devlete karşı bir kalkışmanın başlangıcı olduğunu ve dışarıdan desteklendiğini, Fetö’nün de buna destek verdiğini, eğer başarılı olsalardı 15 Temmuz’u erkene alacaklarını, yani darbe yapacaklarını bilmiyorlardı. Onlara göre çevreye duyarlı masum gençlerin ve onları destekleyen ağabeylerinin demokratik hareketleri, hükümet tarafından terör eylemleri diye yaftalandı ve bu yüzden birçok masum insan ceza evlerine girdi. Onlara dedim ki:

Biliyorum; sizler şu anda kendinize çok güvenen, içi iyilik yapma coşkusuyla dolu, herkesi mutlu etmek isteyen, hiçbir insanın hatta hiçbir canlının zarar görmesini istemeyen bir yaştasınız. Sizi anlıyorum; çevre hassasiyetiniz o kadar büyük ki, bir kedi yavrusunu sokakta bulduğunuz zaman onu anne-babanızdan saklayarak günlerce kendi odanızda beslemek istiyorsunuz. Solan bir çiçek, pörsümüş bir fidan, dalı kırılmış bir ağaç gördüğünüzde içiniz cız ediyor, iki büklüm olup o çiçeği, o fidanı ve o dalı eski haline getirmek için çaba gösteriyorsunuz. Sizi anlıyorum. Fakat hiçbir demokratik hak, başkasının malına zarar vermeyi mubah kılmaz. Gezi parkında vatandaşların malları yağma edilip dükkânları talan edildi, arabaları yakıldı; bunu biliyor muydunuz?

Bu topraklarda yaşayan herkes, hatta İslam dünyasının her karış toprağında yaşayan bütün insanlar, aynı sizler gibi bu hassasiyetlere sahiptir. Ama ne yazık ki, bizi birbirimizden koparmışlar. 100 yıldan beri pompalanan fitne hareketleri bizleri birbirimize yabancı hale getirmiş. Sahip olduğumuz uygarlığın asıl kaynağının Kur’an ve hadis, kısaca merhamet dini olan İslamiyet olduğunu unuttuk. Yavrusunu diri diri toprağa koyanların İslam’a girdikten sonra bir karıncaya bile ayak basmadıklarından habersiz hale geldik. Çünkü bu temiz uygarlığı bize öğretmediler. Öğretenlere de öğrenenlere de gerici, yobaz ve bağnaz gözüyle baktılar.

Oysa bizim köklerimiz Kur’an’a ve Resûl-i Ekrem’in sözlerine dayanıyor. Bunlarda gericilik, yobazlık olabilir mi? Hakikatten uzak olan insanlar gerici ve yobaz olurlar. Oysa Kur’an ve........

© Risale Haber