Allah’ın Misafiri
[Yaşanmış bir öykü, Ağabeyim Dr. Ahmed Hoca’dan dinlemiştim]
Hasan amca yaşlanmıştı ve yalnızdı. Önceleri iyi kötü, hayat arkadaşıyla paylaştığı bir dünyası vardı. Fakat hanımının vefatıyla o kadar yalnızlaştı ki, ölümün eşiğine gelmiş gibiydi. Gerçi çocukları yok değildi. Dört tane çocuğu vardı; dördü de evli, barklıydı. Ancak Hasan amca kalabalıklar içinde yalnız bir adam gibiydi.
Hastalanmadan önce kendi işini kendisi yapabiliyordu. Tek başına abdest alıp temizliğini yapabiliyor, yemek yiyor ve camiye gidip gelebiliyordu. Fakat onun yaşlı bedeni ayrılık acısını kaldıramadı ve gittikçe artan bir tempo ile sağlığını kaybetmeye başladı. Nihayet bir gün korktuğu başına geldi ve bir felçlik geçirip yatağa mahkûm oldu. Artık yerden kalkamaz durumdaydı. Ama şuuru yerindeydi.
Peki, şimdi ne olacaktı? Kuşkusuz herkes gibi onun da çocukları ona bakmaya başladılar. O güne kadar yaşadığı sorunları unuttu bile. Asıl sorun yeni başlıyordu. Çünkü ayağa kalkamayan kötürüm bir insanı kaldırıp indirmek, ona hizmet etmek kolay değildi. O da işin ciddiyetinin farkındaydı, çocukları da.
Gelişigüzel başlayan hizmet nizami olmak zorundaydı. Dört oğlu eşleriyle konuştuktan sonra bir araya gelip babalarına hizmet etmeyi sıraya koydular. İlk günlerde her şey çok iyi gidiyordu. Bir gün ne olduysa, gelinlerinden biri "Ben artık bu yaşlı ve kokan adama bakamam, bakmak zorunda değilim" dedi ve kayınpederine yaptığı hizmeti terk etti. Diğer gelinler de, peş peşe buna bakarak yaşlı ve kötürüm Hasan Amca'ya hizmet etmeyi bıraktılar.
Çocukları, eşlerinin bu tutumlarından hoşlanmadılar ancak, yapacakları fazla bir şey de yoktu. Sorun gittikçe büyüyordu. Onun için acilen soruna bir çözüm aradılar. İlk akıllarına gelen huzur evi oldu. "En iyisi, biz babamızı huzur evine götürelim, hem orada kendisine iyi bakılır..." diye düşündüler.
Ama düşündükleri gibi olmadı. Huzur evi prensip olarak hem çocuk sahibi olan felçli hastaları almıyordu; hem alsa bile yüksek bir ücret talep ediyordu. Hasan Amca'nın çocuklar iki arada bir derede kaldılar. Huzur evi Müdürü bakım karşılığında yüklü bir para talep etmişti. İlk kez kendilerini bu kadar çaresiz hissettiler. Fakat her şeyin bir çaresi olmalıydı. Huzur evine bunca para vermektense kendileri babalarına bakmaya devam etseler daha iyi olmaz mıydı?
Nitekim içlerinden biri........
