Bediüzzaman’a Göre Çocuk Terbiyesi ve Terakki Unsuru-2 |
Bediüzzaman dünyevî terakkiye asla karşı değildir. Ancak dünyevî terakkinin tek kanatlı kuş olmasına karşıdır. Yani dünyevî terakkiye uhrevî terakkinin ilave edilerek çift kanatlı kuş olmasını istemiştir. Bu konuda istikbalin çocuklarına şöyle hitap eder:
“Neden dünya herkese terakki dünyası olsun da, yalnız bizim için tedennî dünyası olsun? Öyle mi? İşte, ben de sizinle konuşmayacağım. Şu tarafa dönüyorum; müstakbeldeki insanlarla konuşacağım. Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkitâne Nurun sözünü dinleyen ve bir nazar-ı hafî-i gaybî ile bizi temâşâ eden Said’ler, Hamza’lar, Ömer’ler, Osman’lar, Tâhir’ler, Yûsuf’lar, Ahmed’ler, ve saireler! Sizlere hitap ediyorum. Başlarınızı kaldırınız, "Sadakte" deyiniz. Ve böyle demek sizlere borç olsun. Şu muâsırlarım, varsın beni dinlemesinler. Tarih denilen mazi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizinle konuşuyorum. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır. Biz, hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki: Mazi kıt’asına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız; o bahar hediyelerinden birkaç tanesini medresemin mezartaşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden ve Horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız. Kapıcıya tenbih edeceğiz; bizi çağırınız. Mezarımızdan (henien leküm- ne mutlu size) sadâsını işiteceksiniz. Şu zamanın memesinden bizimle süt emen ve gözleri arkada maziye bakan ve tasavvuratları kendileri gibi hakikatsiz ve ayrılmış olan bu çocuklar, varsınlar, şu kitabın hakaikini hayal tevehhüm etsinler. Zira ben biliyorum ki, şu kitabın mesâili hakikat olarak sizde tahakkuk edecektir. Ey muhataplarım! Ben çok bağırıyorum. Zira asr-ı sâlis-i aşrın (yani on üçüncü asrın) minaresinin başında durmuşum; sureten medenî ve dinde lâkayt ve fikren mazinin en derin derelerinde olanları camie dâvet ediyorum. İşte ey iki hayatın ruhu hükmünde olan İslâmiyeti bırakan iki ayaklı mezar-ı müteharrik bedbahtlar! Gelen neslin kapısında durmayınız. Mezar sizi bekliyor, çekiliniz. Tâ ki, hakikat-i İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz edecek olan nesl-i cedid gelsin!” (Münazarat, s. 87)
Bediüzzaman hazretleri, Müslümanların gelişmemesini; bilakis ecnebilerin gelişmesini “becayiş” e bağlar. Yani bizdeki İslâm’ın güzel hasletlerinin ecnebilere geçtiğini; onların gayri ahlâkî özelliklerinin bünyemizde neşv-ü neması bulmasını nazara almış ve ikisini becayiş; yani yer değiştirdiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda Müslümanların tedennisini ve bu tedenniden kurtularak terakki etmelerini aşağıdaki unsurlara bağlamıştır[1]:
“Ben bu zaman ve zemînde, beşerin hayat-ı içtimâiye medresesinde ders aldım ve bildim ki, ecnebiler, Avrupalılar, terakkide istikbâle uçmalarıyla beraber, bizi maddî cihette kurûn-u vusta’da durduran ve tevkîf eden altı tâne hastalıktır. O hastalıklar da bunlardır:
Bediüzzaman hazretleri öncelikle yukarda verilen sorunları tespit etmiş; bilahare aşağıda sunulacak çareleri göstermiştir. Yukarıdaki sorunlar bağlamında şu unsurlar dikkate sunulmuştur:
Bediüzzaman hazretleri, yukarıda saydığı terakkiyi; yani gelişmeyi engelleyen unsurların bertaraf edilerek aşağıdaki çarelerin uygulanması halinde terakkinin mümkün olabileceğini ihtar etmiştir:
Terakkinin çâresi
Bu altı dehşetli hastalığın ilacını da bir tıp fakültesi hükmünde hayat-ı içtimâiyemizde eczâhâne-i Kur’âniye’den ders aldığım altı kelime ile beyan ediyorum. Muâcelenin (tedâvinin) esasları onları biliyorum.
Bediüzzaman hazretleri yukarıda sunduğu altın seviyesindeki öğütleriyle aşağıdaki unsurlara dikkat çekmiştir:
Çocuk Eğitiminde laik........