Ateizmin İflası ve Antony Flew-4
3. Delillerle Yaratılış Gerçeği
Yukarıda sayılan ve Tabiat Risalesi ile çürütülen üç iddianın akıl ve mantıkla izah edilecek hiçbir yönü olmadığını gözler önüne seren Bediüzzaman hazretleri, kâinatı ve mahlukatı, Allah’ın yarattığını kesin delillerle ispat etmiştir. Risale-i Nur eserleri bu dellillerle doludur. Bu bağlamda yukarıda sayılan ve Tabiat Risalesi ile çürütülen üç iddianın akıl ve mantıkla izah edilecek hiçbir yönü olmadığını gözler önüne seren Bediüzzaman hazretleri, kâinatı ve mahlukatı, Allah’ın yarattığını kesin delillerle ispat etmiştir. Risale-i Nur eserleri bu dellillerle doludur. Bediüzzaman yaratılışın tek bir Allah tarafından mümkün olabileceğini şu şekilde izah eder: “Sâni-i Zülcelâl, Küdîr-i Külli Şey, esbâbı halketmiş; müsebbebâtı da halkediyor. Hikmetiyle, müsebbebâtı esbâba bağlıyor. Kâinatın harekâtının tanzîmine dâir kavânîn-i Âdetullah’tan ibaret olan şeriat-ı fıtriye-i kübrâ-yı İlâhiyyenin bir cilvesini ve eşyadaki o cilvesine, yalnız bir âyine ve bir bir ma’kes olan tabiat-ı eşyayı, iradesiyle tâyin etmiştir. Ve o tabiatın vücûd-u hâriciye mazhar olan vechini, kudretiyle îcad etmiş ve eşyayı o tabiat üzerine halketmiş… Acaba gayet derecede mâkul ve hadsiz bürhanların neticesi olan bu hakikatın kabulü mü daha kolaydır? Yoksa câmid, şuursuz, mahlûk, masnû, hasit olan o sebep ve tabiat dediğiniz maddelere, her bir şeyin vücuduna lâzım hadsiz cihazât ve alâtı verip hakîmâne, basîrâne olan işleri kendi kendilerine yaptırmak mı daha kolaydır? Acaba imtina’ derecesinde, imkân haricinde değil midir?”
Yukarıda sayılan üç iddianın akıl ve mantıkla izah edilecek hiçbir yanı olmadığı “Çelişmezlik” (adem-i tenâkuz, non-contradiction) ilkesi ile de izah edilebilir. Yani “Bir şey, (aynı zaman ve şartlar içerisinde) hem kendisi hem de bir başka şey olamaz. Bir şeyin, kendisinden başka bir şeyle özdeş olduğunu düşünmek bir çelişkidir. Bu bağlamda bir mahluk hem eser hem de müessir; hem sanat hem de sanatkâr, hem resim hem de ressam vs. olamaz. Ya sanattır ya da sanatkârdır. Yar resimdir ya da ressamdır. İkisinin bir arada olduğunu iddia etmek akıl ve mantıkla izah edilecek bir durum değildir ki, ateistlerin iddia ettikleri argümanlardan biri de budur. Meselâ bir ateist televizyonda “Benim bir Tanrı’yı ihtiyacım yoktur; Tanrı benim; birçok şey yaratıyoruz..!!!” gibi bir hezeyanda bulundu. Bu ifade “ÇELİŞMEZLİK” kuralıyla çemlişmektedir. Aciz bir insan neyi yaratabilir ki? Aciz bir insan kendisindeki değişiklikleri önleyebilir mi? Meselâ ihtiyarlanmayı, kendisine isabet eden bir hastalığı, ölümü vs. sorunları engelleyebilir mi? Bilhassa Tanrı olduğunu iddia eden zat, ölümü yok edebilir mi?
“Hem bilimsel bilgiye hem Allah’ın varlığı bilgisine ulaşmanın temel ilkesi nedenselliktir. Nedensellik ilkesini ortadan kaldırdığımız zaman ortada bilim diye bir şey kalmaz. Hatta bu ilke bize Allah’ın varlığı bilgisini daha kesin bir şekilde verirken, tabiat olayları hakkındaki bilgiyi o kesinlikte vermez. Tabiat ve tabiat kanunları, her zaman Allah’ın müdahalesine açık olduğu halde, Allah’ın varlığı mutlak olup O, hiçbir şeyin müdahalesine açık değildir. Allah’ın varlığı zorunlu, tabiî kanunlar zorunlu değildir. Tabiî kanunlar için zorunluluk, ancak “Allah’ın müdahalesi hariç” gibi bir kayıtla geçerlidir. Dolayısıyla aynı ilke bize Allah’ın varlığı konusunda daha kesin bir bilgi vermektedir. Tabiî kanun olarak “Ateş yakar” deriz. Ancak aynı ateş Hz. İbrahim’i yakmamıştı. Fakat “Allah yaratıcıdır” dediğimiz zaman onun yaratıcılığı konusunda herhangi bir istisna kabul edilemez[1].”
“Nedensellik ilkesi aklın olduğu kadar tabiat bilimlerinin de en temel ilkesidir. Bu ilkenin reddi bütün tabiat bilimlerinin reddi anlamına gelir. Çünkü tabiat bilimleri esası, sebep-sonuç ilişkilerine, başka bir ifadeyle tabiatta meydana gelen olayları “kanun”u bulmaya dayanır. “Tabiat kanunu” dediğimiz ilkeler kabul edilmediği zaman, bilim de kabul edilmemiş olur[2].”
Bilimle din aslında tamamlayıcı parçalardır. Bu iki unsur birbirini takviye edici olup asla birbiriyle çelişme özellikleri göstermezler. Bu bağlamda Bediüzzaman bu iki unsurun birbirinden ayrılması halinde taassubun, hile ve şüphenin oluşacağını ifade etmiştir. Bu konuda Münazarat isimli........
