Ateizmin İflası ve Antony Flew-3
2.1. Antony Flew’in Ateistken Temel Argümanı Neydi?
Öncelikle şunu vurgulamak gerekir ki, Antony Flew, bugün birçok ateizmi konu edinen tanıtıcı felsefe çalışması olan ve ateistlerin idolü konumunda olan bir filozoftur. Ne yazık ki, ateist olduğu dönemlerde birçok kişinin ateizmi benimsemesine sebep olmuştur. Bu konuda yazdığı eserlerden “Teoloji ve Yanlışlama”, “Tanrı ve Felsefe”, “Ateizm Varsayımı” gibi eserlerle teizme karşı; yani Allah’ın varlığına zıt olarak bazı açılardan, takip eden din felsefesi için bir yol haritası çizerek yeni iddialar geliştirdi. Ateizmi savunan eseri olan “Teoloji ve Yanlışlama” kitabında ateizme gerekçe gösterdiği şu soruyu sordu: “Dinî argümanlar ve ifadeler, nasıl oluyor da anlamlı iddialar oluşturabilir?[1]” Yani dinî argümanlar ve ifadeler, somut delillere değil; soyut farazilere dayanmakta ve test edimiş bilimsel bilgiler olmaktan uzaktırlar, düşüncesini öne sürmüştü. Bu düşünce ile Flew, Allah’ın varlığı bilimsel olarak asla ispatlanamaz; o halde yoktur, sonucuna varmış ve ateizmi tercih etmişti.
Ateistlerin önde gelen ve peşinden birçok ateisti sürükleyen idol düzeyindeki Antony Flew, zamanla bilgelik düzeyinde gelince Allah’ın varlığını hissetmeye başladı. Yani bilgi ile kavrayamadığı bir meseleyi bilgelik ile; yani olgunlaşıp tecrübe sahibi olma sonucunda Allah’ın varlığına ulaşmıştır. Bu bağlamda Flew, Allah’ın varlığına dair önemli argümanlar ve delillere ulaştı. Bunları aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:
Flew, “Yanılmışım Tanrı Varmış,” isimli eserinde “Muhakeme Yolculuğu” isimli bir arayış içine girmiştir. Bu muhakeme yolculuğuna bir hikâye ile başlar ve şöyle der: “Konuya bir öykü ile başlamak istiyorum. Denizin bir uydu telefonunu, daha önce modern toplumla hiç temas etmemiş bir kabilenin yaşadığı uzak bir adaya sürüklendiğini düşünün. Yerliler arama tuşlarıyla oynar ve belirli sıralarda bastıklarında farklı sesler duyarlar. İlk önce bu sesleri çıkaranın cihazın kendisi olduğunu düşünürler. Daha zeki olan yerlilerden bir kısmı; yani kabilenin bilim insanları ve bilgeler, bir kopyasını oluşturarak yeniden tuşlara basarlar. Sesleri tekrar duyarlar. Sonuç onlar için ortadadır. Kristaller, metaller ve kimyasallardan oluşan bu kombinasyon, insan sesine benzeyen sesler oluşturur ve bunun anlamı seslerin cihazın bir özelliği omasıdır.
Ancak kabilenin baş bilgesi; yani tecrübeli kanaat önderi, araştırmayı yapan bilim insanları toplar ve telefon hakkındaki kanısını ortaya atar. Cihazın içinden gelen sesler, kendileri gibi yaşayan ve bilinç sahibi olan ancak başka bir dilde konuşan insanlardan geliyor olmalıdır, diyor. Bilim adamları bu kanıya gülerler ve şöyle derler: “Bak, cihaza zarar verdiğimizde sesler kesiliyor. Yani açıkça görülüyor ki, bunlar, lityum ve basılı devre levhaları ve ışık emici diyotların eşsiz bir kombinasyonunun ürettiği seslerden başka bir şey değil,”
Flew bu öykü ile şunu anlatmak istiyor: “Bu cihaz bir nizamın ve sistemin eseridir. Yani bu cihaz, lityum, basılı devre levhaları ve ışık emici diyot gibi parçaların birleşmesi ile meydana gelmiştir. Ancak bu üçlü kendi kendine; yani içindeki kendine benzeyen varlıkların sebebiyle oluşmamıştır. Bu parçaları; yani sebepleri bir araya getiren ve bu seslerin çıkmasına sebep olan bir müsebbibül esbab vardır. Bu cihaz kendi cinsinden ve içinden kendi kendine vücut bulamaz. Bu cihaz, kendi cinsinden olmayan ve telefona benzemeyen üstün bir varlık tarafından yapılmış bir alettir. İşte Flew’in inanma serüvenin ilk çerağı bu noktada parlamıştır. Flew bu uyarıcı hissiyatıyla şöyle der: “Herşeyden üstün bir hayat kaynağını (Yani Allah’ı) kabul edemeyeceğimize göre, imkânsız olana, yani hayatın kendiliğinden; şanse eseri (yani tesadüfen) maddeden kaynaklandığına inanmayı seçiyoruz!!!”
Bediüzzaman Said Nursî hazretleri, yaratılış konusunda, ateistlerin yaratılışı tabiata, tesadüfe, kendi kendine oluşuma, sebeplerin oluşturduğuna dair safsatalara karşı yazdığı bir şaheser olan “Tabiat Risalesi” isimli eserinde, kâinatın, hayatın, varlıkların oluşmasını dört iddia üzerinde fikir yürüterek........
