Hasan Feyzi ve Hafız Ali’nin Kabrine Giriyorum (Bediüzzaman) |
Mustafa Sungur, Risale-i Nur’da fani olmuş ender şahsiyetlerden birisidir. 1946 yılında öğretmenlik yaparken Nur’ları tanır. Bilahare Başöğretmen Bediüzzaman’ın rahlesinden geçer. Sungur’un gönlü Bediüzzaman şairi Hasan Feyzi Yüreğil’e çok yakındır. Risale’lerdeki Feyzi’nin sözleri ve Feyzi ile ilgili bahisler onu çok etkiler. Feyzi’yi dünya gözüyle göremese de gönül gözüyle görebilmektedir. Vefatına kadar sözlerini, şiirlerini bir muska gibi göğsünde taşır.
Sungur, Feyzi ismini ilk kez Mustafa Osman ve Hıfzı Efendilerden işitir. Feyzi’nin yazılarını, şiirlerini, mektuplarını aşkla okurlar. Bir gün Mustafa Osman, Safranbolu’da bir otelde Feyzi’nin Zûlfikâr Risalesinin sonunda ve Konferans Risalesinde dercedilen uzun mektubunu Sungur’a okur. Sungur o gün tek kelimeyle sekir hâli yaşar. Aradan 60 yıl geçmesine rağmen o sözlerin tadı hâlâ kalbinin damağındadır.
Bir gün Mustafa Osman ve Sungur buluşurlar. Mustafa Osman kendinden geçercesine Feyzi’nin “Risale-i Nur Sönmez........