We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Elveda Sakarya

2 0 0
25.08.2021

Mahir Duman’ın yazısı

Daha dün gibi. Dile kolay tam yirmi iki sene olmuş. 17 Ağustos Marmara Depremi’nden bahsediyorum. O yıllarda Sakarya’da görev yapıyordum. Yaz tatilinde sılai rahim yapmak düşüncesiyle çoluk çocuğu orada bırakıp memleketim Ankara’ya gelmiştim. Deprem gecesi amcaoğlunun misafiriydim. Tek katlı bir evde olduğumuzdan depremi hissetmedik. Uzun süre elektriklerin gitmesinden anlaşıldı ki bir terslik var. Sonradan radyodan öğreniyoruz acı haberi: Deprem…

Adapazarı’ndan haber almamız mümkün değil. Hemen terminale gidiyor bir İstanbul otobüsüne biniyorum. Kafamda bin bir düşünce. Hayal dünyam alt üst. Hayat arkadaşım, üç evladım… Allah’ım ya başlarına bir şey gelmişse… Tek başıma ne yaparım. Zira herkesin kendi derdinin kendine yeteceği günleri yaşıyorduk.

Rabbim! Ankara-Sakarya arası bu kadar uzun muydu! Dakikalara ayların, saatlere yılların sığabileceğini o gün daha iyi anlıyorum. Nihayet Adapazarı’na geliyor, güç bela şehir merkezine giden bir dolmuşa biniyorum. Yollara minareler, yüksek katlı binalar birer servi gibi yıkılmış. Dolmuş bir yerde kalıyor, daha fazla ilerleyemiyor.

Çaresiz dolmuştan iniyorum. Çarşıdan çoğu zaman yayan gittiğim evimizin yolunu bulmaya çalışıyorum. Ne mümkün. Bir sokağa koyuluyorum. Yıkılan binalar yolumu kesiyor, tekrar geri dönüyor, başka bir güzergâh........

© Risale Haber


Get it on Google Play