Tevekkül Gemisi-1 |
İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyikatından kurtulabilir. “Tevekkeltü alâllah” der, sefine-i hayatta kemâl-i emniyetle, hâdisâtın dağlarvâri dalgaları içinde seyran eder. Bütün ağırlıklarını Kadîr-i Mutlakın yed-i kudretine emanet eder, rahatla dünyadan geçer, berzahta istirahat eder. Sonra, saadet-i ebediyeye girmek için Cennete uçabilir. Yoksa, tevekkül etmezse, dünyanın ağırlıkları, uçmasına değil, belki esfel-i sâfilîne çeker.
İlim-akıl, imanın nur cephesi, önümüzü sonumuzu, evvelimizi ahirimizi aydınlatıyor, ‘ne nedir, ne değildir, nasılcadır?’ Onunla anlaşılıp anlamlanıyor. Zikir-kalp ise imanın kuvvet cephesidir, ilimle çizilmiş rotamızda yürüme gayretini gücünü o zikrin manevi feyzinden alıyoruz.
Nur olmazsa her şey karanlığı ile çöker üstümüze; korkular ve vesveselerle kala kalırız, kainata meydan okutan nurdur.
Feyz ile arınmış hissiyat olmazsa hadiselerin baskısı ile menfi yönde duygusallaşır, o baskıyı hissederiz, hatalara yakın oluruz. Kurtaracak olan imanın kuvvet cephesi.
“Tevekkeltü alâllah” der, sefine-i hayatta kemâl-i emniyetle, hâdisâtın dağlarvâri dalgaları içinde seyran eder.
Allah’a tevekkül eden için hayat bir sefinedir; hadiseler, dağlar büyüklüğünde dalgalarla da gelse tevekkül eden Allah’ın pek emniyetli gemisine binmiştir bir kere. Emniyeti ruhu en mükemmel derecede hisseder. Sosyal hayat ve........