Koç ve Yiğit Bir Dost Göçtü Bu Dünyadan

Âlimi de, cahili de, ârifi de, gafili de, nefes alan her insanın kesin olarak bildiği bir hakikattir insan hayatının ölümle sona ereceği. Bu değişmeyen kesin gerçek şu ki, hayat rehberimiz olan Kur’an-ı Hakim’de beyan edildiği üzere, ölümün yaşamakta olduğumuz şu fânî hayattan önce yaratıldığıdır. Hayata gözlerini açan her canlı, henüz yaratılmadan önce ölüm vakti takdir edilmiş olarak dünyaya gelir. Eşref-i mahlûkat ünvanıyla, mükerrem ve üstün sıfatlarla donatılmış olarak görev başına gönderilen insandan istenen kulluğunu yüksek bir şuur mertebesiyle ahsen-u amel, yâni en güzel biçimde yerine getirmesidir.

İnsanlık tarihi boyunca cevapları aranan sualler, biz mü’minler için, Hikmetli Kitabımızın izahlarıyla niçin yaratıldığımızın bilinciyle, ne olduğumuzun, nereden geldiğimizin ve nereye gitmekte olduğumuzun idrakiyle var oluş gâyemize uygun olarak titizlikle ve takva ile yaşamamız istenmiştir. Aklı başında olan insan, müddeti her fert için farklı olan, doğumu ile ölümü arasındaki imtihan süresini kendisine verilen imkânlarla en iyi, en makbul, en kazançlı biçimde değerlendirmeye gayret eder ve etmelidir.

Yaratılmış olan her şey fânîdir, fenâdır ve geçicidir. İlm-i İlâhi’de tayin ve takdir edilmiş olan, ne bir an geri kalmayan ne de ileri alınmayan vakti gelince, Allah’a bakan yönü ve yüzü hariç, her şey elini eteğini çekerek bu diyardan ebedî âleme göçecektir. Çünkü İlâhî takdir öyledir. Her nefsi yaratan her nefse ölümü tattıracağını defalarca bildirmiş ve bu gerçeği hayatın her safhasında hatırdan çıkarmayalım diye de hayatı, ölümü, ardından yeniden dirimi ve yine ölümü gözlerimizin önünde defalarca tekrar ettirmek suretiyle bütün şuur sahiplerine göstererek ibret almamızı istemiştir.

Doğduk, şimdilik yaşıyoruz ve önümüzde ne zaman vuku bulacağını bilmediğimiz, hiçbir şekilde de kendisinden kaçamayacağımız bir ölüm hakikati var. Hüküm ve takdir Cenâb-ı Allah'ındır. O “Ahkâm’ul Hâkimin’dir.” Her şeyin dizgini elinde olan mutlak irade, hüküm ve kudret sahibidir.

Zaten, bize bildirildiği üzere, iman ettiğimiz en büyük tesellimiz ise, "Allah'ın kudretinden geldik ve O'nun rahmetine dönücüleriz." Zaten her şey, her iş, her olan ve biten O’na dönmüyor, döndürülmüyor mu? Bizm de dönüşümüz O’na dır, inşallah rahmetine olacaktır. Âmennâ!..

Bir can pâremiz, bir nur talebesine yakışan medh u sena edilmeyi hak eden pek çok meziyetleri üzerinde taşıyan, örnek şahsiyetiyle nezdimizde kadr u kıymeti çok yüksek, aziz bir kardeşimiz Cemal Koçyiğit’ten bahsedeceğim. İsmiyle müsemma olan bu koç ve yiğit, uğruna sadakat ve samimiyetle yaşadığı davasını omuzlarımıza, unutulmamak üzere yüzlerce, belki binlerce hatırasını yüreklerimize emanet, rûhunu da sahibine teslim ederek Rabb-i Rahim’inin şefkat ve merhamet yurduna döndü.

***

Merhum ve mağfur kardeşimiz İTÜ makine mühendisliğinden mezun olduktan sonra İngiltere’de yüksek lisans eğitimini tamamlayıp ülkesine dönmüştü. Aslen Trabzonlu olmasına rağmen, aflarını dilerim, Karadeniz insanının bilinen çabucak dalgalanan ve parlayan özelliklerinin aksine sakin tabiatlı, son derece olgun, zeki, tahlil eden aklî melekesi ve sorun çözme........

© Risale Haber