Şanlıurfa 1970’ler–3
Urfa'nın gece hafızası ve sabah
Yatsıdan sonra şehir sessizliğe bürünürdü.
Urfa’nın dar, tarihî sokakları gecenin koynuna çekilirdi.
Revaklar, kabaltılar (tetirbeler) ve üstü örtülü kısa geçitler, adımlarınızı yukarıya doğru sarar, sizi zamanın dışına taşırdı.
El ayak çekildiğinde, gece iki ayrı hâliyle görünürdü.
Bir yanda, gecenin dengesine tutunamayan, nara atan ve yolunu mahcubiyetle arayan azınlık.
Diğer yanda ise yolunu bulmuş olanlar vardı.
O gece nurunu derste içmiş, Risale-i Nur ile gece eğitimini tamamlamış, feyzini almış insanlar…
Dönemin baskısına rağmen, takip edildiklerini bilerek yürürlerdi.
Hatta peşlerine takılan güvenlik mensuplarını dar sokaklarda ustalıkla dolaştırırlardı.
Kışın, Suriye üzerinden gelmiş ikinci el ceketlerle, kalın atkılarla sarılmış boyunlarıyla yürürlerdi.
Masum, vakur ve tevekküllü bir yürüyüştü bu.
Sayıları çekirdek bir kadroyu geçmezdi.
İki elin parmaklarını aşmayan bu “serdengeçti süvariler”, gündüz rızkını kazanır, toplumun içinde yaşar, memleketin imanî, ahlâkî, sosyal ve siyasî dalgalanmalarını dikkatle izlerdi.
Akşam dersleri onlar için bir takviye........
