Ruhun vuslata erdiği zamanlardı.

Hayat çift ve bütün akıyordu oluklarda madde ve mana olarak.

Evde, mutfakta, tarlada, çocukları ve eşiyle hayatın yükünü üstlenmişti huzurla.

Diğer tarafta daha fazla ihtiyaç duyduğu ve kendini hissettiren bir hal üzereydi. Ruhuna ve kalbine yetmeyen şeyler vardı yeni dönemde. Bir arayış mı, dünya ötesi mi, uzlet mi, yeni bir iştiyak mı bilinmez. Ama bilinen bir şey vardı, hanesi handa olsa, hanedan olmak istemeyen ve huzuruna mavera arayan bir zahide hali belirmişti.

İrşat üzereydi.

Dünya gerideydi.

Zaman akarken o akacak taraftaydı, menbaa doğru seyrediyordu.

Suyun mansabından, dünyanın makam ve mansıp akışından beriydi artık.

İç yüzü ayan olmasa da, kalbi ve ruhu dilinde bir beyan üzereydi.

Hal beyanı.

Eşine ve çocuklarına karşı görevleri ile çevresine karşı duyarlılığı, artık onu yeni bir duyarlı ve hassas mecraya götürüyordu.

Başbaşa kalmak istiyordu. Yalnızlaşmak ilacına hazırdı. Teskin olacaktı. Sükunet bulacaktı. Gök kubbe küçülüp başının üstünde büyükçe bir şemsiye gibi olacaktı, oracıkta sessizliğin sesine canlılar eşlik edecekti yakınlaştığı demlerde.

Huşu ile buluşacaktı, öyle de oldu, zahideydi böylece.

Hasiye'nin kubbesi, sığınağıydı Rabbine iltica ederken.

Her şey gerideydi, gidiyordu. Ve yalnızca, çevreden uzak, kalbi ile yakın bir ubudiyet içinde huzura, İlahi huzura aitti.

Bunu yaşıyordu Kubbe-i Hasiye'de. Hasiye'nin kubbesi, Hz. Meryem gibi onu da oruca tutmuştu.

Hz. Hasiye gibi dua edercesine "Rabbine yakın cennette bir yer" istemenin mükafatı olacak ki, dünyası da müheyya idi şimdiden.

Rabbiyle başbaşa...

***

İsminde, kendini arayan bir anlam vardı. Ailesi dua yüklü bir isim nakşetmışti hayatına.

Hep has ve hususi halleri vardı. Özgündü ve özel dünyasında, hep öteye ait bir yolcu idi.

Hasiye ismi, hanım ve anne olmanın istisnalığında onu müstesna kılmıştı can besleyen bir şefkatle.

***

Kubbe, kabre hazırlık sığınağı oldu, cennet ömrüne bir başlangıç.

Kubbe-i Hasiye, Hasi bir kubbe olmuş hususiyetine. Hususi bir dünya cenneti. Cennete nevale olacak kulluk kubbesi.

'İnziva'da hayatını ilahi rızaya adamış Hasiye hanım. Ailesinin duasını ve rızasını da alarak.

***

Kubbe, gök temsili ve konkav gibi korunaklı bir şefkat mimarisi inşa etmişti.

Yukarıya kalkan eller, duaya durup avuçlarla birbirini bütünleyici atmosferi var dua kubbesinin.

Doğu, din ve medeniyet bu hakikatle kulluk tahtında ve inziva tacında yakarışta bulunurken, diğerleri bundan habersizdi.

Mitos ve logos üzerine inşa edilen batı, kubbesizdi. Ruhun huzur alanına çıkamamıştı. Yoğundu, kalabalıktı, yarıştaydı ve sükuneti bilmiyordu.

Hasiye hanım, figür, hayal, mitos ve logosun inşa edemediği kalp mimarisinin marifet sancağında bu dışsal yorumlardan azade enfusi idi.

Onun kadın şefkati kubbeyi, dua zemininde konveks gibi yukarı tutarken, kubbede anlam tamamlanıyordu yarım küreye.

Halktan hakka ve haktan halka bir semboldu Kubbe-i Hasiye.

Tezekkür ve tefekkürün yörüngesinde insanı göğe erdiren ruhaniliğin tevhit odağındaydı.

Has bir Hasiye, has bir lütfa mazhar olmuş, gök kubbe tevazu ile ona mekan olmuştu.

Adı, Zemzem-i Hassa olan Zemzem Hatun, doğmadan annesine müjdelenen nurani hali ve evliyalığı ile modern zamanlara bir manevi rehberdir.

QOSHE - Hasiye Hanımın Kubbesi - İsmail Berk
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hasiye Hanımın Kubbesi

3 0
17.12.2023

Ruhun vuslata erdiği zamanlardı.

Hayat çift ve bütün akıyordu oluklarda madde ve mana olarak.

Evde, mutfakta, tarlada, çocukları ve eşiyle hayatın yükünü üstlenmişti huzurla.

Diğer tarafta daha fazla ihtiyaç duyduğu ve kendini hissettiren bir hal üzereydi. Ruhuna ve kalbine yetmeyen şeyler vardı yeni dönemde. Bir arayış mı, dünya ötesi mi, uzlet mi, yeni bir iştiyak mı bilinmez. Ama bilinen bir şey vardı, hanesi handa olsa, hanedan olmak istemeyen ve huzuruna mavera arayan bir zahide hali belirmişti.

İrşat üzereydi.

Dünya gerideydi.

Zaman akarken o akacak taraftaydı, menbaa doğru seyrediyordu.

Suyun mansabından, dünyanın makam ve mansıp akışından beriydi artık.

İç yüzü ayan olmasa da, kalbi ve ruhu dilinde bir beyan üzereydi.

Hal beyanı.

Eşine ve çocuklarına karşı görevleri ile çevresine karşı duyarlılığı, artık onu yeni bir duyarlı ve hassas mecraya götürüyordu.

Başbaşa kalmak istiyordu. Yalnızlaşmak ilacına hazırdı. Teskin olacaktı. Sükunet bulacaktı. Gök kubbe küçülüp başının üstünde büyükçe bir şemsiye gibi olacaktı, oracıkta sessizliğin........

© Risale Haber


Get it on Google Play