Bereketli musluğun sermayesi

Günlük hayatında düşünen, sorgulayan, araştıran, çalışan, yorulan, üzülen, sevinen ve problem çözmeye yoğunlaşan insanız.

Hayatın günlük hatta ve saatlik mevsimleri sürekli değişiyor.

İnsan bazen kendini çok iyi hisseder.

Bazen de çaresiz görür.

Çağımızın davetsiz misafirleri olan dijital ve kirli bilgi; daldan budaktan sakınmadan gözümüze, aklımıza, kalbimize ve duygularımıza birer kılıç gibi saplanıyor.

Bilgi, çoğu zaman darlayarak gelen bir yük hâline geliyor.

Problemli konularla sürekli meşgul edilen insan zihni, bu problemleri çözmekte zorlanıyor.

Zihin karmaşıklaşıyor.

Endüstriyel toplumun sosyal ağları bile; bireyin ötekine dair merakını, kurcalamasını, kıyasını ve kıskançlığını tetikliyor.

Bu durum bir sendroma dönüşüyor.

Hatta bir patolojiye…

Böyle bir tabloda;

işini kaybeden, iş gücünü yitiren, hasta, çaresiz, yaşlı, çocuk veya mağdur olan bir insan…

Eğer korunmaya muhtaçsa,

kıymeti bilinmiyorsa,

şefkat ve destek bulamıyorsa…

Ne yapmalıdır?

Sosyal devlet imkânları, kamu gücü, adil paylaşım ve emek değeri;

ekonomik çalkantılar, savaş yüzyılı ve bunalım fırtınaları karşısında yetersiz kalabiliyor.

İnsan, bu manzaralar içinde bunalımın eşiğine geliyor.

Hele daha ağır hastalıklar varsa…

Daha imkânsız görünen çaresizlikler yaşanıyorsa…

Ve insan önünü göremiyorsa…

Ufku daralıyorsa…

Ümidini kaybediyorsa…

Nefsin, şeytanın ve günahın davetkâr tuzakları çok yakına gelir.

İnsan nefes........

© Risale Haber