menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meşhud Misal

11 0
17.07.2026

Bir delikanlı kendisiyle yapılan röportajda "Hiçlikten, karanlıktan geldik; karanlığa gidiyoruz." diyordu. Şöyle bir düşündüm, dünyaya gelirken, tam dünyaya göre donatılmışız, öylece dünyaya gönderilmişiz. Demek, dünyayı ve dünyadaki ihtiyaçlarımızı bilen ve gören bir Zât, bizi bu dünyaya göre donatıp göndermiş. Yani bir karanlıktan gelmiyoruz.Peki, bir karanlığa yani meçhule mi gidiyoruz?

Doğru, "sathî ve basit bir perde-i ülfet ile bakılırsa" sanki insan bir meçhulden, başka bir meçhule doğru akıyor gibi görünüyor. Hatta şair bunu:

"Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan"

dizesiyle de anlatıyor.

Gerçekten öyle mi? En önemlisi de meçhule gidiyorsak, buna ilgisiz kalabilir mi insan? Sevdiği bir kaleminin, bir yüzüğünün kaybolmasına tahammül edemeyen insan, dünya kadar sevdiği şeylerin ve bilhassa kendisinin şu dünyadan gitmesine ve meçhulde kaybolmasına ilgisiz kalabilir mi? Nereden geldiğini ve nereye gittiğini araştırmadan durabilir mi?

İnsaniyetini ve neticede vicdanını kaybetmemiş bir insan, her şeyin aslını neslini, hakikatini; muazzam akışın sırrını, muammasını; bilhassa kendisinin nereden geldiğini ve nereye gideceğini araştırır, sorar, merak eder, öğrenmeye çalışır. Onun bunları düşünmemesi, bu akışı durduramadığı gibi yolculuğunu da sona erdirmiyor; ayrılığı ortadan kaldırmıyor.

Bu girişi yapmamıza Kâf Suresinin âyetleri vesile oldu. Küfür ehli değişiyor ama küfrün mahiyeti değişmiyor gerçekten. Lise birinci sınıfın ikinci döneminde, gaybî bir hidayetle namaza başlayınca, sağ ve sol çevrelerin dikkatini çekmiş ve bu durum onların çeşitli yaklaşımlarına vesile olmuştu. Sağdan gelenler, benim Nur medreselerine gittiğimi zannedip çeşitli yaklaşımlarla üstada hücum ediyorlar; soldan gelenler ise, iman noktasında değişik sorularla bana şüphe vermeye çalışıyorlardı.

Soldan gelenlerden Amasyalı Galip isminde,........

© Risale Haber