​​​​​​​Farkındalık Kazanmak, Nasıl Mümkün Olacak?

Trabzon'da ilçe derslerine katılmaya çalışırız. Çoğu ilçemizde dersler oluyor maşallah. Geçen yılın son Beşikdüzü dersine biz de katıldık. Daha önce, bu ilçede üç sene kadar çalıştığımız için, dostlarımız fazlaca biraz. Ne okuyalım derken, Mesnevi, Şemme'de ülfet bahsi, nazarımıza ilişti.

Ülfet, malûm az çok hepimizin derdi. Alıştığımız, sürekli gözümüzün önünde olduğu için, âdeta göremez olduğumuz o kadar mu'cize var ki! Bunları bazen de şiddet-i zuhurundan göremiyoruz.

Bir liseye konuşma yapmak üzere uğramıştık. Müdür odasının tam karşısında, bizzat müdür tarafından asılan bir levha vardı. Levha, bir hadîs meali. "Tut dilini, kurtar ahiretini." Konuşma sırasında da müdürümüz oradaydı. Müdür Bey'e "Hocam odanızın tam karşısındaki levhada ne yazıyor?" diye sordum. Neredeyse iki sene önce kendisinin de astığı levhada, ne yazdığını söyleyemedi. Halbuki her daim bu levhanın önünden geçiyordu.Niçin unutmuştu? Alışmıştı çünkü. Bir ay kadar dikkatini çekmiş, ondan sonra baksa da artık göremez olmuştu. Alışkanlık, ülfetli nazar bu güzel tabloyu onun nazarında silikleştirmişti. Aynı soruyu öğrencilere sordum.Onlar da tablodaki yazıyı hatırlayamadı. Onlar da alışmış demek ki.

Bu ülfet, gördüğüne alışmak, insanın idrâk gözünü o kadar kapatıyor ki bazen insan kendini bile unutuyor. Öğrencilere ellerinizin, gözlerinizin farkında mısınız, diye sorduğumda, öğrenciler ellerini, gözlerini kontrol etmeye başladılar. Bu kadar harika, mu'cize-i Kudret olan maddî ve manevî cihazlarımıza o kadar alışmışız ki varlıklarının devamına bile, ancak kontrolle karar verebiliyoruz.

Herkesin derecesine göre, bu alışmak gafletinden hissesi var demiştik ya. Ehl-i iman bir manav komşumuza, tezgâhında sattığı bu kadar nimetin hakiki olarak bize takdim edeninin tabiat ve unsurlarının olmadığını, ancak yarım saatte izah edebilmiştim. Adam, nimetlerin, meyve ve sebzelerin her birinin bir Kudret mu'cizesi olduğunun farkında değil. Arkadaşımız, her şeyin........

© Risale Haber