İmam-ı Âzâm'dan liberal çıkar mı?

Sol ideolojiler bilâd-ı İslam'da köksüz gezinmekten bîzârdırlar. Bir geleneğe yaslanamadıkları için tutunamazlar. Yayılamazlar. Çoğalamazlar. Dal-budak salamazlar. O yüzden 'aparmalarla' yollarını bulmak ümidindedirler. Şeyh Bedreddin kuddisesirruhun sosyalist-komünist taifenin gözünde 'yeniden keşfedilişi' böyle birşeydir. Fıkıhta duruşu 'mutaassıb hanefî' diye tarif edilen, tasavvufta meşrebi 'vahdet-i vücud' olan bir âlimin, birdenbire solcuların gözünde 'ilk devrimci' noktasına gelmesi, köksüzlüğün mecburiyetindendir. Nitekim, bir kısım liberaller için de İmam-ı Âzam rahimehullah, zaman zaman böyle bir ümidi temsil eder. Onun Abbasî Halifesi Mansur döneminde, kendisine uygulanan bütün eziyetlere rağmen, kadılık görevini kabul etmeyişi, liberaller için 'otoriteye karşı koyuş' manasına gelmektedir.

Buradan hemen şöyle bir genel-geçer(!) okumaya sıçrarlar: Eğer bir insan kemal sahibi olmak istiyorsa illa otoriteye karşı durmalıdır. Liberaller bu kaşıntıyı ekmedikleri hiçbir dokuda tutunamadıkları için şu mesaileri kaçınılmazdır. Birey, bir histeri düzeyinde, sert esen yelden bile "Birileri otorite mi kuruyor yoksa?" diye huylanmadıkça, alınganlaşmadıkça, liberalizm 'hürriyet' düşlerini gördüremez. Hani hep denir ya: Fransız devriminin 'hürriyet, uhuvvet, müsavat' üçlüsü üç farklı ideoloji elinde paylaşılmıştır. Liberalizm 'hürriyet'i almıştır. Milliyetçilik 'uhuvvet'i kapmıştır. Sosyalizm de 'müsavat'a çökmüştür.

Ancak mevzu imamlara çıkarıldığında, Mezhepler Tarihi müellifi Muhammed Ebu Zehra merhum, üç duruş olduğunu belirtir: 1) Ne para yardımı ne görev kabul edenler: İmam-ı Âzâm, İmam Ahmed vs. gibi isimler. 2) Hem para yardımı hem görev kabul edenler: İmam Şafiî, İmam Muhammed, İmam Ebu Yusuf vs. isimler. 3) Yalnız para yardımını kabul edip görev kabul etmeyenler: İmam Malik gibi isimler... Hüda hepsinden razı olsun. Yani muazzez imamlarımız düzeyinde "Kesinlikle devletten görev kabul edilmez!" diye bir kavil yoktur. Hatta Menakıb-ı İmam Ebu Hanife isimli eserinde İmam Zehebî rahimehullah şöyle bir nakilde bulunur:

"Muhammed b. Ali b. Affân el-Âmirî, el-Velîd b. Hammâd el-Lü'lüî, el-Hasan b. Ziyâd el-Lü'lüî, Ebu Yusuf senedi ile şöyle rivayet ediyor: Ebu Hanife'nin yanında talebelerinden bir grupla toplanmıştık. Oradakilerin bazıları şunlardı: 1) Dâvud et-Tâi, 2) el-Kâsım b. Ma'n, 3) Âfiye b. Yezid, 4) Hafs b. Ğıyas, 5) Veki' b. Cerrâh, 6) Mâlik b. Miğvel, 7) Züfer. Ebu Hanife şöyle nasihatte bulundu: Siz, benim kalbimin sevinci, hüznümün cilasısınız. Sizinle beraber fıkhın ışığını yaktım. Onu biraraya topladım. İnsanları etrafınızda dönerken ve sözlerinizi dinlerken terkediyorum. Tamamınız kadılık vazifesine uygunsunuz. Öğrendiğiniz ilmi dünyalık elde etmek için kullanmamanızı Allah için sizden istiyorum. Sizden biriniz kadılık yapmakla imtihan olur, Allah'ın insanlardan gizlediği nefsinde bir zaaf hissederse, onun kadılık yapması caiz olmaz..."

Görüldüğü gibi, İmam-ı Âzâm rahimehullahın talebelerine tavsiyesi, 'kesinlikle devletten görev........

© Risale Haber