Celal Karatüre'den nurculara da bir mesaj var! |
Selim İleri'den okuduğumu hatırlıyorum arkadaşım. Fakat notlarımda aratınca bulamadım. Yazık ki düzgün kaydetmemişim. Hatırımda kaldığı kadarıyla 'manaca' nakledeyim. Şöyle birşey söylüyordu İleri: Bizdeki arabesk müzik Awara Hoon'un, galat-ı meşhur söylenişiyle Avaramu'nun, çocuğudur. Her alanda olduğu gibi, müzik alanında da kemalist rejim tarafından uzun süre baskı altında tutulan Asyalı kodlarımız, 1955'de gösterime giren Hint filmi 'Avâre' ile birden uyanıvermiştir. Özünde kim olduğunu hatırlamıştır. Hem film hem de şarkısı, öyle ilgi çekmiştir ki, birçok yerli versiyonu da yapılmıştır. Bir dönem Türkiye'yi kasıp kavuran arabesk müzik furyası da yine Awara Hoon'un sonuçlarındandır. Gösterim zamanının 'körkütük-zorba Batıcı' CHP'nin tek parti diktasından nisbeten 'ananevî değerlere saygılı' DP iktidarına geçtiğimiz bir aralığa denk gelmesi de Avâre'ye çarpan etkisi yapmıştır.
Özgürlüklerinin 'AK Parti başa geçince kalktığını sanan' Z kuşağı gençlerine küçük bir malumat vermek kabilinden Murat Bardakçı'nın ilgili makalesinden alıntı yapalım:
"1926'da, İstanbul'daki Sarayburnu Parkı'nda, dinleyicilerinin arasında Reisicumhur Mustafa Kemal'in de bulunduğu bir konser vardır ve konsere Mısır'ın o senelerdeki meşhur hanım seslerinden olan Müniretü'l-Mehdiyye de katılmaktadır. Mısırlılar'dan sonra sıra Rebâbî Mustafa Bey'in çalıştırdığı Eyüplü gençlere gelir. Onların da programlarını tamamlamalarından sonra Mustafa Kemal bir konuşma yapar ve 'Burada icra edilen musiki, yüz ağartıcı olmaktan uzaktır!' der.
O günler inkılâp günleridir ve ortalığı birden bir 'musiki inkilâbı' tartışması kaplar. Tartışmalar birkaç gün içerisinde resmiyet kazanır ve zamanın Maarif Vekâleti Sanayi-i Nefise Encümeni yani Eğitim Bakanlığı Güzel Sanatlar Komisyonu, resmî belgelerde 'alaturka' diye geçen Türk müziğinin eğitiminin yasaklanmasına karar verir. Resmî açıklama, kararı Talim ve Terbiye Heyeti'nin de kabul etmesinden sonra yapılır. Karara göre biri Ankara'da, diğeri de İstanbul'da olmak üzere iki yeni konservatuvar kurulacak ve bu okullarda sadece Batı müziği öğretilecektir. (...) Kararı, 1926'nın 25 Ekim'inde, o sırada İstanbul Valisi olan Muhittin Üstündağ açıklar. Haberi, gazeteler de 'Alaturka musikiye elveda! Resmî müesseselerde alaturka musiki ilga edildi, artık bu musikiden tarih derslerinde bahsolunacaktır' gibi başlıklarla verirler.
İlk alaturka musiki yasağı işte böyle konmuş ve yasak tam 50 sene boyunca, Süleyman Demirel'in meşhur Milliyetçi Cephe hükümetininin İstanbul'da, 1976'da, bir Türk Müziği Konservatuvarı açmasına kadar........