Bediüzzaman'ın Risale-i Nur'da Geçen Âyet ve Hadîslere Verdiği Şerhli/Tefsîrli Meâller-1

Risale-i Nur Külliyatı’nda yer alan âyet-i kerîmelerin tefsîrli meâlleri ve hadîs-i şerîflerin de şerhli mânâları, Kur’ân ve sünnet hakikatlerinin derinliğini bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Üstâd Bediüzzaman, Risale-i Nur’da sadece âyetlerin ve hadîslerin lafzî tercümelerini yapmakla kalmamış; onların arka planındaki hikmetleri, imanî dersleri ve tefekkürî ufkunu da açığa çıkaran şerhli/tefsîrli meâllerini ortaya koymuştur.

Risale-i Nur eserleri, bizlere birçok hususta ufuk açmış; özellikle âyet-i kerîmelerin değerlendirilmesi ve hadîs-i şerîflerin şerhli şekilde meâllendirilmesi noktasında da yeni çalışma alanlarında akla kapı açmıştır. Cenâb-ı Hakk'tan niyazımız hem âyetler hususunda hem de hadîsler hakkında Nurlar ile tefsîr ve şerhleri yapılmış çalışmaların hazırlanmasıdır. (Misâl olarak bkz. "Azığın En Hayırlısı Takvadır Âyetine Bediüzzamanca Yaklaşım" https://www.nurnet.org/aziginenhayirlisitakvadir_ayetine_bediuzzamancayaklasim/?amp)

Bu çalışmamızda, Risale-i Nur Külliyatı’nda geçen âyet-i kerîmelere verilen tefsîrli ve hadîs-i şerîflere verilen şerhli meâlleri ele alacak, bu hususta bazı numûneleri tespit ederek okuyucunun dikkatine arz edeceğiz.

Mesela Sözler eserinde Sekizinci Söz'de şu ifadeler geçer;

«Bir hadîs-i kudsîde Cenâb-ı Hak buyurmuş:

اَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدٖى بٖى

Yani "Kulum beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim."» (Sözler, s. 35)

Normalde hadîs-i kudsînin lafzî tercümesi şu şekildedir; "Ben kulumun zannı üzereyim." (Buhârî, Tevhid, 15, 35; Müslîm, Tevbe, 1, Zikr, 2, 19; Tirmizî, Zühd, 51, Daavât, 131; İbni Mâce, Edeb, 58; Dârimî, Rikak, 22)

Ama Üstâd Bediüzzaman, hadîs-i kudsîyi şerhli sûrette ele alıp "Kulum beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim." diye meâllendirmektedir.

Râmûz El-Ehâdîs okumalarımda şöyle bir hadîs-i şerîfe denk geldim: "Ey insanlar! Âlemlerin Rabbine hüsn-ü zanda bulunun. Zira Rab, kulunun zannına göre ona muamele eder." (Hz. Ebû Hureyre ra) (Râmûz El-Ehâdîs, c. 1, s. 19, no: 1)

Anlaşılıyor ki, Üstâd Bediüzzaman diğer hadîsleri de nazara alarak küllî bir meâllendirme ve mânâ verme yolunu ihtiyar etmiştir. Araştırmalar daha da derinleştirilirse, bir tane hadîse mânâ verirken onlarca hadîsin mânâsını cem' ettiği görülecektir.

Bir âyet-i kerîmeye verilen meâle bakalım;

وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُصٖيبَنَّ الَّذٖينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَٓاصَّةً»

Yani: "Bir bela, bir musibetten çekininiz ki, geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp masumları da yakar."» (Sözler, s. 172)

Enfâl Sûresi, 8/25. âyet-i kerîmesine tefsîrli meâl verdiği görülmektedir.

Diğer misâllerden biri şudur;

«Ey ins ve cin! Emirlerime itaat etmezseniz, haydi hudud-u mülkümden elinizden gelirse çıkınız, meseline işaret eden

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَاْلاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُوا لَا تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍ ٭ فَبِاَىِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٭ يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ........

© Risale Haber