menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD - İsrail İran Savaşı

11 0
02.04.2026

Kıtalararası Bir Savaş İzlerken… Bir Amerika kıtası ülkesi ABD ile onun Ortadoğu'daki uç karakolu İsrail'in beraber olarak İran'a saldırışı 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük savaştır. Türkiye'nin aynen II. Dünya Savaşı'nda merhum İsmet İnönü'nün yaptığı gibi savaşın dışında kalma politikası takdire şayandır. 

Şii Sünni ayrımı, dört halife devrinden sonra ortaya çıkan siyasal bir hizipleşmenin eseridir. Bu konularda detaylara girerek yarayı derinleştirmenin anlamı yok. 

Şu anda yeryüzündeki 2 milyar Müslümanın %90 oranında Peygamberimiz zamanındaki Kur'an ve sünnete dayalı İslam'da bir ayrılık yaşadıkları asla söylenemez. O halde Ortadoğu’ya kutsal topraklarımıza saldıran kim olursa olsun hep birlikte karşı koymak zorundayız. Çünkü Ümmet olarak düşündüğümüzde bir Müslüman toprağı bütün Müslümanların toprağı sayılır ve beraber savunmaları bir vecibedir.

Mart 2026 boyunca süren ABD İsrail ile İran savaşı 2026 Nisan ayına girmiş bulunuyor. Bu savaşta Müslümanlar olarak mutlaka İran'ın yanında yer almamız gerekiyor. Çünkü Müslümanların İran'la olan mezhep ayrılığı kendi iç sorunudur. Bu iç sorunu ortaya sürmeden dıştan gelecek bir saldırıya karşı mutlaka İran'ın yanında yer almamız şarttır.

Düşman konuyu Müslümanlar arasındaki mezhep ve hizipleşmeyi derinleştirme amacına atfediyor. Yüzyıllarca birbiriyle savaşan Hristiyan mezhepleri sonunda Yahudilerle beraber olarak Fundamentalist bir yapıya girmiş görülmektedir. Bu bağlamda yaptıkları saldırıları “Ortadoğu Nil ve Fırat arasının Yahudilere ait olduğu Tevrat’ta geçiyor” diyerek dini bir kanıta bağlama yoluna gittiler. Bu konuda “Arz-ı mevut nedir” adıyla çıkacak makaleme bakınız.  

Türkiye gibi bazı ülkeleri dışarıda tutmak kaydıyla genelde Arap ülkeleri ile İran arasındaki derin dini bölüntü ise gittikçe derinleşeceğe benziyor. Bunun en büyük etkeni de İran'ın Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerini ve ekonomik tesisleri bombalaması oldu. İran ile Körfez ülkelerinin arası zaten eskiden de açıktı ama bu açıklık şimdi iyice yerini gerginliğe ve uzaklaşmaya bırakacak gibi görünüyor. 

4 halife devrinden sonra ortaya çıkan ve temeli siyasallaşmaya dayanan bu hizipleşmeyi dini temelden uzaklaştırmak hepimizin görevidir.Türkiye ve diğer Ortadoğu ülkelerinin özellikle İran'ın Körfez ülkelerine saldırışını kınamalarını normal buluyorum. İran bunu yapmamalıydı. Bu İslam dünyasındaki hizipleşmeleri daha da derinleştirerek bir obruk haline getirebilir. Bir de Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır’ın arabulucu rolleri yerinde bir harekettir. Aslında aralarına en kalabalık İslam ülkesi olan Endonezya'yı da alarak bunu yapabilirlerdi. Her halükarda gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan bu 4 ülkenin üstünlük alması çok önemlidir. Ben bu hususu birçok makalemde dile getirdim.

Türk Birliğinin Görevleri Yeni Başlıyor! 

6 bağımsız Türk devletinin üyesi olduğu Macaristan ve Pakistan'ın da kadim Türk kökenli olarak gönüllüsü olduğu Turan kâğıt üzerinde kurulmuştur. Bunun çok güçlü bir anlaşma ile taçlandırılması gerekir. Bu anlaşma önce birbiriyle saldırmazlık ve ekonomik işbirliği sonra da dışarıdan gelecek bir saldırıya beraber karşı koyma kararı olmalıdır. 

Çünkü önümüzdeki yıllarda hatta aylarda çok değişik şeyler olabilir. Bu hususta İran bize örnek olabilir, mesela Yemen'deki Husileri, Bahreyn'deki Şiileri, Irak'taki Haşdi şabileri, Lübnan'daki Hizbullah'ı harekete geçirmiş ve İsrail'e saldırmalarını sağlamıştır.

Turan da üyelerine düşmanlardan yapılacak bir saldırıyı beraberce karşılık vererek bir caydırıcı güç olduklarını göstermelidirler. Sadece Azerbaycan Türkiye değil, 6 Türk devleti tek millet 6 devlet şeklinde bu birleşmeyi sağlamalıdır.Caydırıcılığın ana şartı her zaman söylediğim gibi yüce yaratıcımızın Kur'an-ı Kerim'de emrettiği "Düşmanlarınızı size saldırmaktan vazgeçirecek şekilde ordularınızı donatın" şeklindeki emridir. 


© Rasyonel Haber