We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Küçükkuyu’da mavi bir ada’m

3 1 4
11.09.2020

Temmuz’un karamsar günlerinde kendimizi yollarda bulduk. Denizin mavisine ve suyun berraklığına hasret kaldığımızdan olsa gerek, sokakların verdiği huzurdan bir tutam almaya, Çanakkale Küçükkuyu’ya geldik.
Geldiğimiz gibi geçen sene de karşılaştığımız ve kendine özgün el emeğiyle, inanılmaz objeler tasarlayan, büyük küçük demeden her yaşa hitap eden göz alıcı ve bir o kadar da sevimli hediyelikler sunan Mavi Ada’m, Meriç abinin dükkanında başladık bu hikayeye.
Gittiğim ve gezdiğim her yerde güzel insanlar biriktirmeyi, cebime küçük ama mutlu anılar doldurmayı sevdiğimden olmalı ki Meriç Abi de hikayemin bir köşesinde yerini aldı. Ve muazzam bir ahengi olan bu dükkanda sıcacık bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle kendinizden bahseder misiniz?

Merhaba ben 7 Ekim 1972 Kütahya doğumluyum. Kütahya’yı sevmeme rağmen deniz tutkusundan dolayı 12 sene önce buraya Küçükkuyu’ya yerleştim. Buraya yerleştikten sonra acaba burada ne yapabilirim diye düşündüm ve deniz kabuklarından oluşan hediyelik eşya işine girdim. Fakat bir müddet sonra anladım ki her yerde deniz kabuğu satıldığı için benim kendi kabuklarımı yapmam gerektiğini düşündüm. Sonrasında başladım kendi işçiliğimi yapmaya. Meğerse benim içimde de çok büyük bir cevher varmış. Burada gördüğünüz bütün ürünler kendi dizaynımdır. Fakat yapılan dizaynların aynı zamanda da fosfor özelliği vardır. Ben kendim maden teknikeriyim. Benim bir fosfor karışımım var. Bunu ben kendim yapıyorum ve bu karışımı ürünlerin üzerine sürüyorum. Biliyorsunuz fosfor ışığı emer. Benim de ürünlerimin üzerindeki fosfor ışığı emiyor ve gece karanlıkta, ışığı söndürdüğünüzde yanıyor. İşin sırrı bu. Fakat sürerken kiminin dudağına sürüyorum güldürüyorum. Kiminin de şapkasına sürüyorum. Böylelikle esprili, eğlenceli ve çok şık dekarosyonlar oluyor. İşte böyle benim eserlerim bunlar.

Denizden çıkan her şey başka bir objeye dönüşüyor mu?

Tabi ki bu kişinin yaratıcılığına bağlı biraz da. Mesela bakın bir istiridye kabuğunu alıyorsunuz ve iki istiridye kabuğunu birleştiriyorsunuz bir kafa meydana geliyor. Ve yahut da bir yıldızı alıyorsunuz bunların birleşiminden biblo yapıyorsunuz. Yani böylelikle denizden çıkan her şey değerlendirilebilir.

Bu işi sizden başka yapan var mı?

Hayır başka kimse yok ve öğretmiyorum da. Toptan mal vermiyorum. Kendi çapımda çalışıyorum. Çünkü bakın burda mesela gün içerisinde 20 tane biblo yaptım. Başka bir yere vermeye kalkarsam bu sayı artacak. Fakat ben böyle bir çalışma yapmak istemiyorum. 20 tane biblo yapıp denize girmek, 20 tane biblo yapıp rahat bir şekilde yaşamak istiyorum. Buraya onun için geldim zaten. Huzur bulmak istiyorum ve huzurla yaşamak istiyorum. Yani kendimce üretmek istiyorum.

Denizden çıkan bu ürünleri siz mi çıkartıyorsunuz?

Yüzde 10’unu ben çıkartıyorum. Burada olan kabukları dalarak çıkartıyorum. Ama geri kalanların yüzde 90’ı yurt dışından. Çünkü bizim ülkemizin üç tarafının da denizlerle çevrili olmasına rağmen kabuk yok bizim denizlerimizde. Çok kısıtlı miktarda var o yüzden dışardan geliyor. Ama ben onları hayal gücümle birlikte belli bir dizayn yapıyorum.

Burada yapılan her şeyin bir emeği var. Peki bu emeğin karşılığını müşterilerinizden ve çevrenizden alıyor musunuz?

Elbette alıyorum. Fakat sadece sıkıntı şu ki Küçükkuyu sezonu az olan bir yer. Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül iş bitti ama başka yerlere Alaçatı, Bodrum gibi yerlere gitsem sezon biraz daha uzar fakat orda da kiralar çok yüksek. Bahsettiğim gibi ben hem biraz keyfimce hemde huzurumca çalışmak istediğim için oralarda olmak istemiyorum. Peki ben de bu açığı nasıl kapatıyorum o da şudur. Kış aylarında bilhassa yılbaşında, sevgililer gününde, anneler gününde, büyük şehirlerde Ankara,İstanbul gibi yerlerde fuarlar oluyor. Oralara gidiyorum ve böylece kışın da açığımı kapatmış oluyorum. Ve oralarda inanır mısınız bazen on günde üç aydır yaptığımız işi yapıp dönebiliyoruz. Ve bu durum da beni tatmin ediyor. Mutlaka Ankara ATO’ya giderim. İstanbul’da Harbiye yılbaşı fuarı, İzmir Fuarı’na giderim. Bazen Bursa’da da oluyor. Yani şöyle bir saydığımda kırk ile gitmişim. Oralarda da elbette yaptığım objelere çok ilgi görüyor.

Peki ürünlerinizi isteğe bağlı başka illere gönderme durumunuz oluyor mu?

Ürünlerimi instagramdan resimlerini görüp veya fuarlarda akıllarında kalan ürünlerimi benden istediklerinde kargo ile gönderiyorum.
İnşallah daha çok kapsamlısını ilerleyen zamanlarda da yapacağım.

Son olarak söylemek istedikleriniz var mı?

Sizlerle burada tanıştık. Sizler gibi nice insanlar gelsinler ve dükkanımın tadına varsınlar. Ve Küçükkuyumuzu görsünler. Her sene gelme isteği doğsun çünkü Küçükkuyumuz gerçekten öyle bir yer.


© qolumnist


Get it on Google Play