We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

DÜŞÜNEN KOYUN-25. BÖLÜM (Pamuk)

3 1 0
23.08.2021

Profesör bir yandan koyunun beyin filmlerini inceliyor bir yandan da önündeki deftere notlar alıyordu. Koyunun sandalyesinin sesini duyunca arkasına döndü. Koyun, profesörün masasının yanına gelerek, tuttuğu notları incelemeye başladı.

  • Tüm bunlar sana neyi ispatlayacak?

Profesör şöyle bir gerinerek notlarına baktı bir süre.

  • Beynini bu kadar özel kılan beyin hücrelerin. Bildiğin gibi beyin hücreleri bölünmez ve çoğalmaz. Yani doğduğunda kaç taneyse sonrasında bu sahı değişmez hatta yaşlandıkça azalır. Fakat senin beyin hücrelerin farklı bir DNA fonksiyonuna sahip olmalı. Çünkü beyin hücrelerin çoğalabiliyor ve çoğaldıkça bağlantılar artıyor, Böylece gün geçtikçe daha zeki oluyorsun. Ayrıca…
  • Bu sana neyi ispatlayacak Profesör?

Koyun bunu ciddi bir netlikte sormuştu. Profesör bir süre koyunun gözlerinden duygularını anlamaya çalıştı.

  • Senin bu gizemini çözersem yani seni bu kadar zeki yapan şeyi keşfedersem hayvanların da insanlar gibi düşünebilmesinin yolunu açabilirim.
  • Peki, bu ne gibi bir şeye sebep olacak?

Profesör koyunun nereye varmak istediğini merak ediyordu.

  • Böylece hayvanları kendilerinden dinleme şansımız olacak ve insanlık bir gizin daha sırrına erecek.
  • Öyle olmayacak profesör. İspanyollar, inka imparatorluğunu keşfettiğinde ne olduysa, İtalyanlar Amerikayı keşfettiğinde ne olduysa, Portekizliler Afrika’ya girdiğinde ne olacaksa o olacak. Sırf görünümleri farklı olan düşünen bu canlılar insanken köleleştirilip, öldürüldüler. Peki biz hayvanlar insan değilken düşünebilmemiz başımıza ne işer açar sence. Düşünmeyen bir köle iyidir fakat düşünebilen daha kullanışlı daha iyidir.

Profesör duydukları karşısında şok olmuş, diyecek bir şey bulamıyordu.. Koyunun gözleri dolmuş, vücudu kaskatı olmuştu.

  • Evet, düşünmek değerli bir şey fakat bu güzellikler ve huzur getirmeden ziyada bir lanet gibi huzursuzluk, kin ve savaş doğuruyor. Yıldırım ışık verip geceyi aydınlatırken düştüğü yeri unufak ederek yakar. Ben uzun süredir bunu düşünüyorum. Galiba eski halimi özlüyorum. Eski huzurlu halimi. Dünyanın en büyük saadeti köle olduğunu bilmeden köle olmak sanırım. Evet, zavallıca duruyor ama bu zavallılığı bile farketmiyorsan gerisinin ne önemi olabilir ki?

Profesör daha fazla dayanamadı ve sesi titreyerek konuşmaya başladı.

  • Artık bu noktadan geriye nasıl gidebilirsin? Ortalama bir insana göre oldukça zekisin, artık nasıl o hayvansı şartları kabullenebilirsin? Bu rüyadan uyandığın zaman aslında uyandığın dünyanın bir kabus olduğunu düşünmeyecek misin? Bugün neden böyle konuşuyorsun anlamış değilim, hadi biraz açık hava ikimize de iyi gelecek sanırım.

Profesör masasından kalktı ve koyunu dışarıya buyur edercesine kollarını açmıştı. Fakat koyun hareket etmiyordu.

  • Professor senden bir isteğim olacak. Ben bu ucubeliği kabullenemiyorum. Sirk hayvanı olmak bana daha uygun gibi geliyor. Çünkü iki şeyin ikisi de olamamış bir ürkütücü bir alaşımım ben. Bunu yüreğim, ruhum ve beynim kaldırmıyor. Profesör beni eski halime getirip, ahırıma tekrar götürür müsün?

Profesör gayri ihtiyari ellerini başına koydu. Duyduklarına inanmak istemiyordu.

  • Ama Kudaydan, bunu nasıl istersin benden? Sana bunu nasıl yaparım. İntihar bu! Senin gibi bir canlı nasıl kendisini yok etmeyi düşünür? Yok olmak bu! Yalvarırım sana bu düşüncelerden vazgeç.

Profesör kendini kaybetmek üzereydi, sesi sürekli titriyor, vurguları orantısız çıkıyordu.

  • Senin de son tahlil de istediğin bu değil mi zaten Profesör? Beynimi kanlı canlı incelemek… Çünkü bunu yapmadan araştırmalarının hiç bir zaman tamamlanamayacağını biliyorsun. Araştırmalarının hepsini düzenli olarak okuyorum, içinden çıkamadığın yer her zaman orası. Beynimden kesit alıp mikroskobun altında incelemedikçe beyin hücrelerimin sırrına eremeyeceksin. Bunu seni suçlamak için söylemiyorum, sitem de etmiyorum. Seni gerçek bir arkadaş olarak görüyorum. Ama içindeki çelişkiyi farketmiyor değilim. Bir gün beni öldürmek zorunda kalmaman senin için de iyi olur. Mutlak bir başarı elde etmen lazım, lekesiz, vicdan azapsız.

Profesör duyduklarının ağırlığına daha fazla dayanamadı. Tekrar sandalyesine çöktü ve başını ellerinin arasına aldı. Bir süre bu şekilde kaldıktan sonra omuzları sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. Biraz sakinleştikten sonra zorlukla konuşmaya başladı.

  • Sana köpeğim Pamuk’tan hiç bahsetmemiştim değil mi? Pamuğu daha sütten kesilmemişken almıştım. Elimde büyümüştü yani. Annesini bir traktör ezmişti bu yüzden onu çocuğum gibi beslemiş yanımdan hiç ayırmamıştım. Bana o kadar bağlıydı ki, o da peşimden biran olsun ayrılmak istemezdi. Harika bir köpekti anlayacağın. Lise 2. sınıftaydım, hayvan dünyasına olan saplantım bir beni ele geçirmişti. Evet, ifade tam olarak bu; ele geçirilmiştim. Hayvanların zihin dünyasının nasıl olduğunu düşünüp duruyordum. Benim en büyük destekçim ise Pamuk’tu. Onu gözlemliyor, hareketlerini inceleyerek çıkarımlarda bulunmaya çalışıyordum. Merakım ve tutkum o boyuta ulaşmıştı ki, artık gözlemlemekle yetinemiyordum. Daha fazlasını görmeliydim. Bir akşam Pamuk’la yürüyüşe çıktığımda yanımda babamın avcı bıçağını almıştım. Sonra… Sonra Pamuğu öldürerek, kafatasını açtım ve beynini çıkardım. Bıçağı ilk sapladığımda sadece yaşlı gözlerle bana bakmış hiç direnmemişti bile. Hala bazı geceler uykularımdan kabusla uyanır Pamuk’un kanlı başını yatağımda bulacağımı sanırım. Bunu bir kez daha isteme benden, kaldıramam.

Koyun biraz daha yaklaştı Profesöre.

  • Bunu yapmak zorundasın Profesör, aksi taktirde kendimi öldürürüm. Tek yapman gereken beynimi biraz budamak olacak. Yapabilir misin?

Profesör dehşetle koyuna baktı. Yüzü allak bullak olmuştu. Yaşaran gözlerini ceketinin kollarına silerek tekrar baktı koyuna. Koyunun kararlılık okunan yüzünden ne kadar ciddi olduğunu görünce daha çok yıkıldığını hissetti.


© qolumnist


Get it on Google Play