Uyarı, ayırım ve insanın iç dengesi
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ
“O gün, yalanlayanların vay haline!” (Mürselât 15)
Mürselât Suresi, Mekke döneminde inmiş olup insanı sarsarak uyandırmayı hedefleyen, yüksek ritimli ve tekrarlarla ilerleyen bir suredir. Ana cümlesi, neredeyse bir nakarat gibi tekrar edilen şu uyarıdır: “O gün, yalanlayanların vay haline!” Bu tekrar, sadece bir tehdit değil; bilinç inşası, ahlakî sorumluluk ve hakikatle yüzleşme çağrısıdır.
Surenin 1–7. ayetleri, önce düzeni ve vahyin kaynağını gösterir. Allah; gönderilenler, savuranlar, ayıranlar ve öğüt verenler üzerine yemin eder. Bu yeminler; melekler, rüzgârlar, vahiy taşıyıcıları veya ilahî yasalar olarak yorumlanmıştır. Ortak mesaj şudur: Evren başıboş değildir. Hayat rastgele akmaz.
Bu ayetlerin çağdaş insana mesajı ise açıktır: Modern insanın en büyük krizlerinden biri anlamsızlık duygusudur. Bu ayetler, “Hayat kontrolsüz değil; sen de sahipsiz değilsin” diyerek varoluş kaygısına cevap verir.
Surenin 8–15. ayetleri, kıyamet sahnesini ve hesap gerçeğini gözler önüne serer: Yıldızların sönmesi, göğün yarılması, dağların savrulması… Bu imgeler sadece fiziksel bir yıkımı değil, alışılmış düzenin çöküşünü anlatır. İnsan zihnindeki “hep böyle gider” yanılsaması kırılır. İnsan çoğu zaman ölümü ve hesabı erteleyerek yaşar. Bu bölüm, bastırılan ölüm kaygısını yüzeye çıkarır; fakat korku için değil, sorumluluk........© Pusula Gazetesi
