menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sorumluyuz…

9 0
23.01.2026

M. Talat Uzunyaylalı

Nâzi’ât Suresi, ilk bakışta kıyamet, yaratılış ve ahiret merkezli bir anlatı sunar gibi görünse de, derinliğinde modern insanın zihniyet krizine, bilgi anlayışına ve güç tasavvuruna doğrudan temas eden güçlü bir düşünce çerçevesi kurar. Sure, insanı sadece gelecekte olacak bir hesap gününe değil, bugün kurduğu dünya tasarımına da bakmaya zorlar.

Surenin başındaki yeminler (1–5. ayetler), evrende düzen, hareket, görev ve hiyerarşi fikrini öne çıkarır. Bu ayetler, varlığı yalnızca kör bir nedensellik zinciri olarak gören pozitivist evren tasavvuruna ciddi bir itirazdır. Pozitivizm, olayları ölçülebilir sonuçlarla açıklar; ancak Nâzi’ât, hareketin arkasında irade, düzen ve anlam bulunduğunu vurgular. “İş düzenleyenler” ifadesi, evrenin rastgele değil, maksatlı bir yapıya sahip olduğunu sezdirir. Bu, modern bilimin “nasıl” sorusuna verdiği cevapların, “niçin” sorusunu dışarıda bırakmasının ne kadar eksik kaldığını gösterir.

6–14. ayetlerde anlatılan kıyamet sahnesi, insanın varoluşsal güvensizliğini ve bastırdığı hakikatle yüzleşme korkusunu açığa çıkarır. “Kalplerin titremesi, gözlerin korkuyla dolması” yalnızca gelecekte yaşanacak bir sahne değil; modern insanın derin psikolojisinin bugünkü hâlidir. Güvenlik, hız ve konfor çağında yaşayan insan, ölüm ve sonluluk fikrini bastırarak yaşar. Ancak sure, bu........

© Pusula Gazetesi