menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Allah'a yakınlık kaybolunca insana ne oldu?

16 0
15.05.2026

Modern toplumun en büyük kırılması teknoloji değildir, ekonomi değildir, siyaset değildir; kalbin merkezinin yerinden oynamasıdır. İnsanı ayakta tutan iki temel ilke vardı: Allah’a mârifet ve O’na yakınlık bilinci. Bu bilinç yakîn ile güçlenir, havf ve recâ ile dengelenirdi. İnsan kendini mutlak görmez, hesaba çekileceğini bilir, rahmetten de ümidini kesmezdi. Bu iki duygunun Allah’a bağlı olması insanı hem sorumlu hem umutlu kılardı.

Modern çağ bu bağı zayıflattı. Allah fikri hayatın merkezinden çekilince insan kendi merkezine yerleşti. Fakat insan kendi başına merkez olmaya dayanamaz. Çünkü fânidir, eksiktir, kaygılıdır. Böyle olunca korku ve ümit yön değiştirdi. Allah’tan korkmak yerine statü kaybetmekten korkan bir insan tipi ortaya çıktı. Günah işlemekten değil, görünmez olmaktan ürken bir ruh hâli oluştu. Hesap gününden değil, piyasasını kaybetmekten endişe eden bir bilinç yerleşti.

Bu yeni korkular insanı özgürleştirmedi; daha kırılgan hâle getirdi. Çünkü dünya üzerinde tutunulan her şey kaybolabilir: gençlik, güzellik, para, güç, itibar. Özellikle beden üzerinden kurulan kimlik, yaşlanma karşısında panikler üretir. Estetik müdahaleler, genç görünme takıntısı, sürekli cazip kalma çabası; aslında ölüm korkusunun inkâr edilmiş biçimleridir. Kimse zamanı durduramaz, kimse ölümü iptal edemez; fakat modern........

© Pusula Gazetesi