Devlet adamı diktatöre karşı |
Atatürk'ten Stalin'e şamar gibi cevap:
‘Eğer tükürdüğünü yalamazsan sabaha Rus sınırındayım!’*
Gürcü asıllı diktatör Josef Stalin'in (1878-1953) yönetimde olduğu dönemde SSCB'nin Ankara Büyükelçisi dünyaca ünlü bir diplomat olan Ermeni asıllı Lev Mihayloviç Karahan'dı (1889-1937).
Sovyet devriminin yıldönümlerinden birinin sabahında -kuvvetle muhtemel diktatoryasının 11.yılı olan 1935 Ekim’inde- Stalin, Moskova’da kürsüye çıkmış ve son derece sivri, anlamsız, onur kırıcı bir demeç veriyordu. Demecinde aynen şunları söylüyordu:
‘Herkes bilsin ki Ruslar, güneyde Boğazlar’ı ve Ardahan'ı ele geçirme arzusundan asla vazgeçmeyecektir. Çok yakın bir zamanda bu davamızı halletmiş olacağımızı Rus halkına müjdeliyorum!’
Aynı gece Ankara’da Sovyet Büyükelçiliği'nde de ihtilalin yıldönümü kutlanıyordu. Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, gece yarısına doğru Stalin'in bu pervasız demecinden rahatsız oluyor ve emrediyordu:
-Arabayı hazırlayın, gidiyoruz.
-Paşamız bu saatte nereye gidecekler?
-Sovyet elçiliğine...
Ekibin etekleri tutuşur; olayı kavrarlar. İçlerinden birisi Gazi'ye:
-Paşa Hazretleri nasıl olur? Protokolsüz mü? Siz Devlet Başkanısınız, protokolsüz nasıl gidersiniz?
-Ben protokol falan dinlemiyorum çocuk! Stalin vatanımın topraklarına göz dikmiş, beyanat veriyor, sen bana protokolden söz ediyorsun. Hazırlayın arabaları!
Ulu Önder ve arabalar hazırlanır. Saat geçmeden de Gazi ve diplomasi ekibi Sovyet elçiliğinin kapısına dayanır. Ulu önderimiz yüzü asık bir şekilde yukarı çıkar, o sırada içeride büyük bir balo vardır. Gazi pürtelaş kendisini karşılayan büyükelçi Karahan'ı görünce,
-İyi geceler Karahan!
der ve sert bir şekilde söze devam eder:
-Ajanstan öğrendiğime göre Başkanınız Stalin, Ardahan ile Boğazlar'ı istemiş, kararı kat’iymış. Pek yakın bir gelecekte bu kararını uygulayacakmış. Tam böyle söyleyip söylemediğini bilemem........