Pasin'in Deliler'inden Tosun Ağa

Osmanlı hâkimiyetinin son zamanlarında, Pasinlere bağlı Deliler köyünde Tosun Ağa isimli önemli bir kişi yaşamıştı. Gerek iki metreyi aşan boyu ve görenleri hayrete düşüren iri cüssesiyle, gerekse yaptığı olağanüstü işlerle efsanevi bir karakter olmuş ve adeta insan üstü bir varlık olarak kabul edilmişti.

Tosun Ağa’nın köyü olan Deliler, Kargapazarı Dağlarında Pasin Ovası’na nazır bir yerleşim yeri olup, önemli bir güzergâh üzerinde bulunuyordu. Nitekim Erzurum’dan Kargapazarı eteklerini takip ederek Hasankale’ye giden yol buradan geçiyordu. Yine Pasinler’i Kargapazarı Dağları üzerinden Narman’a bağlayan Başveren-Boğakale dağ yolunun kesişim yeri de Deliler köyüydü.

Kastilya Kralı’nın gönderdiği heyetle birlikte Semerkant’a Timur’u ziyaret etmek için giden İspanyol Elçi Clavijo, yolculuğu sırasında, 22 Mayıs 1404’te Erzurum’a gelmiş, üç gün sonra da Deliler köyüne ulaşmıştı. Burada bir gün kalan Clavijo, seyahatnamesinde bu köy hakkında şunları yazmıştı:

“Buraya Deliler adının verilme sebebi, burada oturanların çoğunun uzlet hayatına girmiş, dünyayı terk etmiş Müslüman dervişler olmasıdır. Etraftaki köylüler buraya ziyarete gelerek dervişlerle görüşüyor, hastalarını getiriyor ve dervişlerin nefesinden şifa diliyorlar. Reisleri hepsinden büyük hürmet görüyor ve evliya olarak kabul ediliyor. Timur buradan geçerken bunların yanına uğramış ve reisin yanında bir müddet kalmış… Bunlar saç ve sakallarını tıraş ediyor ve yaz kış sırtlarında kaba abalarla dolaşıyorlar. Zaman zaman yanlarında taşıdıkları sazlarını çalarak ilahiler okuyorlar…”

Clavijo’nun anlattığı bu köyün bizim bahsettiğimiz Deliler köyü mü, yoksa Horasan’ın Delü Baba (Velibaba) köyü mü olduğu konusunda farklı görüşler vardır. Bu hususta kesin bir şey söylemek şimdilik zordur. Ancak bu anlatılanlar, Orta Çağ’da bölgenin sosyal ve dinî yapısı hakkında önemli ipuçları vermesi bakımından önem arz etmektedir.

Konumuza dönecek olursak, tam adı Tosun Osman Ağa olan kahramanımızın babası Hacı Mustafa Ağa’ydı. Tespitimize göre Tosun Ağa’nın Arslan ve Zekeriya isimli iki oğlu vardı. Kendisi özellikle 1880’ler ve 90’larda yaptıklarıyla bölgenin en bilinen siması haline gelmişti.

Tosun Ağa, iki yönüyle ön plana çıkmıştı. Bunlardan birincisi hayırseverliği ve vakıf kuruculuğuydu. İkincisi ise cesareti ve kahramanlığıydı. Öyle ki, bölgede yol kesen eşkıyalarla tek başına çarpışıp onları etkisiz hâle getirir; gecenin bir vakti bir mağaraya girerek ayıyı canlı yakalar, üzerine binip köye kadar getirir ve ahıra bağlardı. Kısacası, son derece garip ve tehlikeli hobileri vardı. Üstelik bunu sık sık tekrarlardı.

1943’te Erzurum’a gelerek incelemelerde bulunan ve dikkat çekici bir şahsiyet olarak gördüğü Tosun Ağa hakkında da önemli notlar alan Cemalettin Server Revnakoğlu şunları söylemektedir:

“Doğup büyüdüğü köyde ve çevresindeki Porsuk, Keyvank, Kurnuç köylerinde bizzat kendisinin yaptığı cami, köprü ve değirmenler vardır. Bunların yapılarında kullandığı taşları da dağlardan kızaklarla yine kendisi indirmiştir.”

İşte Tosun Ağa’yı diğerler hayırsever vakıf kurucularından ayıran en önemli özelliği budur. Cami ve benzeri eserleri bizzat kendi elleriyle yapmış ve bu eserlerin idamesi için vakfettiği değirmen gibi gelir getirici mülkleri de bizzat kendisi inşa etmiştir.

Biz bugün sizlere Tosun Ağa hakkında birtakım genel bilgiler verdik. Kısmet olursa haftaya, kurduğu orijinal ve özel vakfını, bir sonraki haftaya ise cesareti ve kahramanlığını anlatacağız.


© Pusula Gazetesi