KALKINMAYI ENGELLEYEN SOSYAL ALGILAR-1
Bu yazı pek çok sebebi olan kalkınmanın sosyal algı sebepleri itibarıyla nasıl engellendiğinin bir anlamda felsefesini içermektedir. Bu doğrultuda öncelikle kalkınma ve büyümenin tarifini vermek konunun anlaşılmasını kolaylaştıracaktır.
Büyüme; reel milli gelirin veya kişi başına düşen reel gelirin önceki dönemlere göre artmasıdır. Büyüme kavramı daha çok gelişmiş ülkeler için kullanılan bir kavramdır. Gelişmiş ülkeler bir takım sosyal, ekonomik, teknolojik, kültürel ve toplumsal dönüşümlerini çok öncelerden gerçekleştirdikleri için onların temel sorunu reel gelirlerini artırmaktır. Yani onlar için gelir artışlarını sürekli ve istikrarlı kılmak amaçlarına ulaşmayı sağlayabilmektedir. Bu yüzden, gelişmiş ülkeler gelir elde etmek için bazen çok acımasızca “esmer çocukların kanı pahasına” diğer ülkelere yönelik uygulamalar yapabilmektedirler. ABD’nin Venezuela’nın petrolü için bu ülkenin yöneticisini ve eşini ülkesinden alıp götürmesi de bunun yeni örneklerindendir. Hatta Ortadoğu’da, Afrika’da, Uzakdoğu’da, Balkanlar’da veya dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan kargaşanın altındaki temel gerçek, kalkınmasını tamamlamış kabul edilen gelişmiş ülkelerin büyümek için yaptıkları uluslararası hukuksuz ve vahşice işlerdir. Ancak, gelişmekte olan ve azgelişmiş ülkelerdeki sosyal yanlışlar da bu duruma zemin hazırlamaktadır.
Kalkınma ise; milli gelirin ve üretimin artırılmasının yanında, sosyal, ekonomik, teknolojik ve kültürel yapının değiştirilmesi, halkın değer yargılarının dünya standartlarında gelişmesi ve gerekli tüm yeniliklerin sağlanabilmesi olarak ifade edilebilir.
İşte milli gelir artışı sağlanması dışındaki hususlar Türkiye gibi gelişmekte olan ve azgelişmiş ülkelerde henüz tam sağlanamadığı için de kalkınma kavramı daha çok bu tür ülkeler için kullanılmaktadır. Konuyu şu açık örnekle de vurgulayabiliriz. Örneğin gelişmiş ülkelerin hiçbirinde “haydi kızlar okula veya kardelenler........© Pusula Gazetesi
