Zulme karşı durmak!
İran ile ABD ve İsrail arasında devam eden savaş 27. gününe girdi...
Taraflar karşılıklı olarak tüm imkanlarını kullanıp saldırılarına acımasızca devam ediyor. Bir büyük savaş ise sosyal medyada tüm hızı ile sürüyor. Dezenfermasyon, bilgi kirliliği almış başını gidiyor. Bu arada fırsatı değerendirmek isteyenler de olaya müdahil oluyor tabi...
İnsanlar sahada savaşırken sosyal medyada başka bir mücadele var. İsrail ve ABD’yi kınayanların yanı sıra onlara hak vermeyip, desteklemese dahi İran’ı meshep üzerinden vuranlar da var.
İslam’ın temel ilkelerine bakıldığında çerçeve aslında oldukça nettir. Zulme karşı durmak, adaleti gözetmek ve müminler arasında fitneden kaçınmak.
İslam’a göre bir çatışmada tavır alırken ölçü mezhep değil, adalet ve zulümdür. Kur’an’da açık bir şekilde, bir topluluğa olan öfkenin bile insanı adaletsizliğe sürüklememesi gerektiği ifade edilir. Aynı şekilde bir Müslümanın, başka bir Müslüman topluluğa sırf mezhebi nedeniyle düşmanlık beslemesi ümmet bilincini zedeler.
İslam’da esas olan, insan hayatının korunması ve adaletin tesisidir. Bugün yaşanan olaylara sadece 'Sünni-Şii' penceresinden bakmak, meseleyi daraltır ve daha büyük ayrışmalara yol açar. Bir Müslüman için doğru duruş mezhebe göre saf tutmak değil, hakka ve adalete göre tavır almaktır.
Yüzyıllar önce yine Yahudiler tarafından çıkarılan bu fitne ve ayrışma, günümüzde torunlarının desteği ile devam ediyor. Ve maalesef zaman zaman da başarıya ulaşıyorlar. Sonuş ise parçalanmış bir ümmet, gelişmemiş batıya el açan İslam ülkeleri ve hayatlarını kaybeden masumlar...
Küfrün tek millet olduğunu biz Müslümanlar aklımızdan hiç bir zaman çıkarmamalıyız.
