Yaycı Paşa'nın tespitleri...
Mavi Vatan dokrininin mimarı Müstafi Amiral Cihat Yaycı, hafta sonu Pusula’nın misafiri oldu. Gazetenin editöryal kadrosu ile birlikte gündem toplantısına katılan Sayın Yaycı, bölge ve özelde Erzurum üzerine önemli tespitlerde bulundu.
Şahsen bu tespitlerin dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.
Özetle ne dedi Yaycı Paşa?
Bugün İran, ABD ve İsrail hattında yaşanan gerilimler, yüzeyde bir çatışma gibi görünse de, arka planda çok daha büyük bir jeopolitik kurgunun işlediği açık. Irak ve Suriye’den sonra İran’ın hedef haline gelmesi, bölgenin yeniden şekillendirilmek istendiğini gösteriyor. Bu tabloda Türkiye’nin adı geçiyorsa, bunu ciddiye almak gerekir.
Ancak mesele sadece tehdit değil. Bu süreç aynı zamanda ciddi fırsatlar da barındırıyor.Tam bu noktada Erzurum öne çıkıyor. Tarih boyunca bir geçiş kapısı, bir direnç merkezi olan Erzurum, bugün de coğrafyanın sunduğu avantajlarla yeniden kritik bir konuma yerleşiyor. Doğu ile batıyı, Kafkasya ile Karadeniz’i bağlayan bu şehir, sadece bir il değil, stratejik bir düğüm noktası.
Özellikle Zengezur Koridoru ve Orta Koridor projeleri, Erzurum’u adeta yeniden haritaya işliyor. Eğer bu süreç doğru okunur ve altyapı yatırımları hızlandırılırsa, şehir lojistikten ticarete, üretimden ihracata kadar birçok alanda sıçrama yapabilir.
Demir yolu taşımacılığı ve Erzurum’un limanlarla entegrasyonu çok önemli. Erzurum’un Trabzon, Rize ve Hopa limanlarına erişimi noktasında ulaşım projeleri bir an önce tamamlanmalı. Ayrıca, Erzurum’un lojistik avantajları kurulacak üretim tesisileri ile desteklenmeli.
Krizler aynı zamanda yeni imkanlar da doğurabilir. Bölgedeki gelişmeler, Erzurum için önemli bir fırsat olabilir. Doğru adımlar atılırsa Erzurum’un yıldızı şu anda parlıyor diyebiliriz.
Dünya yeniden şekillenirken, Türkiye kritik bir yerde duruyor. Türkiye’nin içinde ise Erzurum, bu yeni dönemin kilit şehirlerinden biri olma potansiyeline sahip. Ama potansiyel tek başına yetmez. Doğru planlama, güçlü irade ve sahip çıkma bilinci olmazsa, fırsatlar da en az tehditler kadar hızlı kaybolur.
Paşa’nın tespitleri ve uyarılarına katılmamak elde değil. Binlerce yıllık bir geçmişi olan bu kent, tarihte defalarca kez istilaya uğramış, işgal edilmiş, kıtlıkve salgın hastalıklar ile mücadele etmiş, doğal afetler ile yerle bir olmuş ama her seferinde küllerinden yeniden doğmuştur.
Tarihi gelişmeler önümüze yeni fırsatlar doğuruyor. Bu fırsatların iyi değerlendirilmesi gerekir. Başta yöneticiler ile birlikte iş dünyası ve sivil toplum örgütleri elini çabuk tutmalı. Gelişmeleri iyi okuyup, doğru adımlar atılır ise Müstafi Amiral Cihat Yaycı’nın da ifade ettiği gibi krizler fırsata çevrilebilir.
