Kaç mermi patlarsa uyanırız?

Yeni organize sanayi bölgesinde, daha silah üretemeden top mermileri imha ettik!

Önceki çürük zemine kurulduğu için yıkıldı, bu da cephanelik üzerine mi kuruluyor?

Erzurum ne çektiyse çalakalem yapılan işlerden çekti. Hem devlet hem de şehir halkı ciddi bedeller ödedi. Çok mu zor, biraz daha ihtimam ve esaslı bir ciddiyet…

Sayın vekiller…

Bu şehrin hayrına yaptığınız onlarca güzel hizmet var, ama niye kimi yanlış işleri omuzlarınıza yük olarak bindiriyorsunuz? Şehir hastanesinde her şey dört dörtlük yürüyor da, MHP İl Başkanı Yurdagül birilerine iftira mı atıyor?

AK Parti il Başkanı Küçükoğlu da “biz yanlışın arkasında durmayız” diyor. Mesele yok o zaman…

Sayın vekiller, sayın mahalli yöneticiler…

Lütfen suhuleti elden bırakmayın. Nerede ne yanlış varsa ve kim bu yanlışı yapıyorsa, gözünün yaşına bakmayın hesap sorun.

Siz bugün o hesabı sormazsanız, yarın bu halk seçimde sandık başında size kırmızı kart gösterecektir.

Canı cehenneme… Kim bu devletin ve milletin kendisine emanet ettiği hakikat mührünün hilafına amel ediyorsa, bırakın yargıda hesap versinler. Niye, “ben filancaların arkasındayım” diyorsunuz sayın vekil…

Sayın vekiller mümkün ki farkında değilsiniz.

Bu şehirde kimi kifayetsiz muhterisler, hem ticarette hem bürokraside şehir halkını iliklerine kadar soyup soğana çeviriyorlar. Ve bu ahlaksızlığı yaparken de, “arkamızda kimler var, ses çıkarırsanız anında adliyede olursunuz” diyorlar.

Sayın vekiller…

Bütün kalbimle sizin dürüstlüğünüze de samimiyetinize de inanıyorum. Ve fakat siz bu inadı ve tepkileri görmezden gelmeye devam ederseniz, korkarım ki yakın bir gelecekte bu şehir halkının yarısı adliyelik olacak.

Siyasetçilerin halkla inatlaşması, vatandaşı kısa vadede olumsuz etkilese de, uzun vadede kazanan asla siyasetçi olmaz.

Erzurum’un yakın tarihinden, size iki tane çarpıcı örnek vereceğim.

İlki, Erzurum Teknik Üniversitesi’nin kurulduğu alan…

İkincisi ise, kurulmasıyla yıkılması neredeyse aynı anda olan yeni organize sanayi…

Tayyip Beyin talimatıyla, Erzurum’a ikinci bir devlet üniversitesi kurulması için hükümet harekete geçmiş hatta kuruluş kanunu bile çıkmıştı.

Pekii bu yeni üniversite nereye kurulmalıydı?

Öneriler, görüşler, teklifler art arda geliyordu.

Aralarında bendenizin de olduğu çok geniş bir kitle, “Yeni üniversite şehrin Doğu’suna, Mahallebaşı ve Gölbaşı’na kurulmalıdır” önerisini savunduk.

Bu görüşü savunurken, söz konusu semtleri yeniden hareketli hale getirmek ve böylelikle dengeli bir gelişme modelini amaçlıyorduk.

Lakin olmadı!

O günkü yerel siyasi irade, ısrar ve inatla üniversitenin bugünkü yerini istedi.

Kim ne derse desin, yanlış bir tercihti…

Erzurum Teknik Üniversitesi’nin yeri asla isabetli değildir.

Zemin çok gevşek…

Neredeyse iki metreden su çıkıyor. Tarım alanı olması da cabası…

Bugün olmuş hala bilmediğimiz bir sebepten ötürü, o yıllarda birileri bu gereksiz inatlaşmayı bayraklaştırmıştı!

Birçok konuya değineceğim için özet geçiyorum.

İkinci organize sanayi bölgesi…

Evet; çok gerekliydi. Evet; birinci organize sanayi bölgesi ne ihtiyacı karşılayabiliyordu ne de maksadına uygun bir yapıdaydı.

Erzurum’a acilen yeni bir organize sanayi bölgesi kurulmalıydı.

Hükümet bu sesi duydu, vakit kaybetmeden gereğini yaptı:

Erzurum’a yeni bir organize sanayi bölgesi kurulsun.

İlgililer hemen yer araştırmasına koyuldu, alternatifler masaya yatırıldı.

Gördük ki süreç, organize sanayinin kurulup ardandan da çöktüğü alan üzerinde ilerliyor.

Tam o sırada bilirkişi raporları geldi.

Arazi, sanayileşmeye uygun bir yer değil.

Zemin çok gevşek ve sert rüzgarlara maruz…

İşte o irade bir kez........

© Pusula Gazetesi