HIDRELLEZ'DE ERZURUM

            Kültür iklimimiz içerisinde önemli bir yeri olan Hıdrellez (Ruz-ı Hızır) günü sessiz sedasız bir şekilde geldi.

Kışın sona erdiğini ve baharın geldiğini müjdeleyen bu önemli gelenek, ne yazık ki eskisi gibi ne hatırlanmakta, ne de ilgi görmektedir.

Köklü bir geçmişi olan ve Türk mitolojisinde farklı bir yeri olan Hıdrellez geleneği, batıdan ithal edilen ve tüketim ekonomisinin tetiklediği; yılbaşı, sevgililer günü, babalar günü, anneler günü gibi sonradan ihdas edilen günler kadar, ne yazık ki ilgi ve alaka görmemektedir.

Hızır Peygamberle İlyas Peygamber’in buluştuklarına inanılan 6 Mayıs günü, asırlardan beri Hıdrellez ismi altında karşılanmakta ve çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.

Ağır kış şartlarının verdiği karamsarlık ve sıkıntılardan kurtulup bahara ulaşmanın sevincini ifade eden bu gelenek içerisinde, Türk – İslam kültürünün yansımalarını görmek mümkündür.

Dileklerin kabul edileceği inancının yaygın olduğu bu günde, ibadet etmek, açık havaya çıkıp neşe ve coşku içerisinde bulunmak, Hıdrellez’in öne çıkan adetlerindendir.

Bundan dolayı, evlenmek isteyen genç kızlar ve delikanlılar kuracakları yuvalarının dileklerini tutarlar, servet sahibi olmak, sağlıklı, mutlu bir gelecek elde etmek isteyenlerle, sıkıntılarından ve hastalıktan kurtulmak için dilekte bulunanlar da bugünü değişik ritüellerle değerlendirmeye çalışırlar.

Türk- İslam kültürünün ziyadesiyle hissedildiği Erzurum’da, bu gelenek eski görkeminde kutlanmasa da dilek tutma gibi alışkanlıklar hâlâ devam etmektedir.

Kıbleye bakan yedi çeşmeden su içmek, dokuz komşu kapısını çalmak, akan suda yıkanmak, kâğıda yazılan dilekleri gül ağacının dibine gömmek, kilit açmak, hayali kurulan bir evin maketini yapmak ,çiğ damlası toplayıp hamurr mayasına katmak, Hıdrellez’de arzulanan hayallere kavuşmanın usulleri olarak bilinir.

Gece sabah ezanı okunana kadar uyumadan oturulursa “Hızır’ın görüneceği” de rivayetler arasındadır.

Özel hazırlanan........

© Pusula Gazetesi