menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Taşra Neden Geç Kalır?

3 6
20.02.2026

Erzurum ve Doğu Anadolu denince akla ilk gelen kelime çoğu zaman “soğuk” olur. Oysa şehrin asıl soğuğu ikliminde değil, değişime karşı mesafesinde saklıdır. Bu mesafe, yıllar içinde fark edilmeden alışkanlığa dönüşür.

Bu şehirde fikirler kolay doğmaz. Doğanlar da çoğu zaman sessiz büyür. Bir düşünce önce başka bir yerde kabul görmeli, birileri tarafından onaylanmalı, hatta mümkünse “dışarıdan” gelmelidir. Erzurum’da yenilik, yerelden çıktığında değil; dışarıdan geldiğinde daha güvenli sayılır.

Burada insanlar temkinlidir. Bu temkin çoğu zaman hayat kurtarır; fakat bazen de ayağa bağ olur. Yeni bir adım atanın, farklı bir yol deneyenin arkasından yüksek sesle konuşulmaz belki, ama uzun süre izlenir.

Taşra, hatayı affetmez. Yanılan uzun süre hatırlanır, deneyen kolayca yaftalanır. Bu durum insanları hem temkinli hem çekingen yapar. Kimse ilk olmak istemez; çünkü ilk olmak bedel ödemeyi gerektirir.

Erzurum’da başarı çoğu zaman yüksek sesle kutlanmaz. Hatta bazen mesafeyle karşılanır. “Bizden biri”nin öne çıkması, görünür olması, rahatlatıcı değil; huzursuz edici bulunabilir. Bu nedenle birçok potansiyel, fark edilmeden törpülenir.

Şehir geçmişiyle güçlü bir bağ kurmuştur. Bu bir zenginliktir; ancak geçmiş, geleceğin yerine geçtiğinde ağırlık yapar. Tarih, yol gösterici olmaktan çıkıp bir sığınak hâline geldiğinde şehir ilerlemez, yerinde sayar.

Mevcut düzen herkes için tanıdıktır. Aksayan yönleri bilinir ama yine de güvenlidir. Değişim belirsizlik taşır; belirsizlik ise taşra zihnini huzursuz eder. Bu nedenle sorunlarla yaşamak, çözüm aramaktan daha kolay görünür.

Bir diğer mesele, alışılmış düzenin konforudur. Sorunlar bilinir, eksikler konuşulur ama çözüm çoğu zaman ertelenir. Çünkü mevcut düzen tanıdıktır. Değişim ise bilinmeyen demektir. Erzurum’da bilinmeyen, çoğu zaman gereksiz bir risk olarak görülür.

Oysa bu şehir geç kalmak zorunda değildir. İlimle, irfanla, dirayetle anılan bir coğrafyanın; zamana sadece seyirci kalması kader olamaz. Gecikme, çoğu zaman zorunluluk değil, tercih meselesidir.

Şimdi sormamız gereken soru şu:

Taşra gerçekten mi geç kalıyor, yoksa geç kalmayı mı seçiyor?


© Pusula Gazetesi