menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Psikanalizden Tasavvufa İnsan Arayışı! Batı Ruhu Analiz Etti, Doğu Kalbi İnşa Etti

13 0
15.05.2026

Asırlardır aynı sorunun peşinde: “Neden huzursuz olur?” “Neden korkar?” “Neden yalnızlaşır?” Ve en önemlisi: “İnsan gerçekten nedir?”

Bugün modern nöropsikoloji ve nöropsikiyatri, insan zihnini laboratuvarlarda, kliniklerde ve terapi odalarında anlamaya çalışıyor. Ancak bundan yüzyıllar önce Anadolu’da yaşayan gönül ehli alimler; insanın sadece zihinden değil, kalpten, ruhtan ve nefisten oluşan bir bütün olduğunu anlatıyordu.

Belki de bugünün en büyük problemi tam da  burada düğümleniyor: İnsan beynini öğrendik… Ama insanın manasını kaybettik.

Freud’un İnsan Modeli: Çatışan Bir Zihin

19.Yüzyılda Sigmund Freud, insan davranışlarının altında bastırılmış arzuların ve bilinçaltı çatışmaların bulunduğunu söyledi.

Ona göre insan; çocukluk travmaları, bastırılmış dürtüler ve iç çatışmalar arasında sıkışmış bir varlıktı.

Bu yaklaşım modern psikolojiyi derinden etkiledi. İnsan artık sadece “ruh taşıyan bir varlık” değil; analiz edilmesi gereken psikolojik bir yapıydı.

Freud’un açtığı kapı önemliydi. Çünkü insanın görünmeyen tarafına dikkat çekti.

Ama Batı’nın yaklaşımı çoğu zaman insanı “anlamaktan” çok “çözmeye” yöneldi.

İnsan… adeta biyolojik ve nöropsikolojik bir denklem gibi ele alınmaya başlandı.

Anadolu’nun Sessiz Ruh Hekimleri

Oysa bu topraklarda çok daha farklı bir insan anlayışı vardı.

15.Yüzyılda Gelibolu’da yaşayan Şeyh Ahmet Bican Hz.’leri, insanı yalnızca akıl ve beden üzerinden........

© Pusula Gazetesi