Empati Erozyonu

Erzurum’un soğuğu değil, insanın içi mi üşüyor artık?

Erzurum’da kış serttir… Ama insanı sıcaktır derlerdi.

Bir dükkâna girdiğinizde önce çay sorulurdu, alışveriş sonra gelirdi. Selam, alışkanlık değil… bir gönül köprüsüydü.

Şimdi ise aynı çarşıdan geçiyoruz… Ama aynı sıcaklığı bulamıyoruz.

Çünkü değişen sadece zaman değil. Değişen, insanın insana bakışıdır.

Aynı şehir, farklı insanlar

Erzurum hâlâ aynı Erzurum… Taş aynı taş, sokak aynı sokak.

Ama yüzler değişti. Bakışlar değişti. Tahammül azaldı.

Eskiden bir söz yanlış söylense, “Bir çay içelim, konuşuruz” denirdi.

Bugün ise: Bir söz, bir bakış… Yetiyor kırılmaya, yetiyor uzaklaşmaya.

Çünkü artık insan, karşısındakini anlamaya çalışmıyor. Yorumluyor… yargılıyor… tepki veriyor.

Beyin neden artık daha az hissediyor?

İnsan beyni, karşısındakini anlamak için sadece kelimelere bakmaz. Mimikleri okur, ses tonunu çözer, duyguyu hisseder.

Bu süreçte ayna nöronlar devrededir. Bir başkasının acısını içimizde hissedebilmemizi sağlar.

Ama artık bu doğal sistem zayıflıyor.

Çünkü insanla temas azaldı… Ekranla temas arttı.

Erzurum’un o eski çarşılarında göz göze konuşan insanlar vardı. Bugün ise başı öne eğik, telefona bakan insanlar var.

Ve göz teması azaldıkça… duygu da azalıyor.

Dijital iletişim: Sessiz yanlış anlamalar

Bir mesaj yazıyorsunuz… Karşı taraf farklı anlıyor.

Bir cümle kuruyorsunuz… İçindeki niyet kayboluyor.

Çünkü dijital iletişim, duyguyu taşıyamaz.

Erzurum’un o samimi sohbetleri, uzun uzun anlatılan dertleri… yerini kısa, kesik ve yüzeysel cümlelere bıraktı.

Ve beyin bu eksikliği neyle tamamlıyor? Tahminle…

Ama çoğu zaman yanlış tahminle.

Öfke neden bu kadar hızlı yükseliyor?

Eskiden sabır vardı. Dinleme vardı. Anlamaya çalışma vardı.

Şimdi ise hız var. Yorum var. Tepki var.

Çünkü empati azaldığında, yerini öfke alır.

Beyin anlamadığı şeyi tehdit olarak algılar. Amigdala devreye girer… savunma başlar.

Bir bakarsınız, küçük bir mesele büyümüş. Bir söz, kırıcı bir tartışmaya dönüşmüş.

Ve insanlar… birbirinden biraz daha uzaklaşmış.

Şehir neden yalnızlaşıyor?

Erzurum kalabalık… Ama kalpler yalnız.

Çarşı dolu… Ama sohbet eksik.

İnsanlar yan yana… Ama birbirine uzak.

Çünkü empati, bir şehri şehir yapan en görünmez bağdır.

O bağ zayıfladığında:    Selam azalır    Güven azalır    Samimiyet azalır

Ve şehir… yavaş yavaş ruhunu kaybeder.

Asıl kayıp: İnsan sıcaklığı

Erzurum’u Erzurum yapan sadece soğuğu değildi. İnsanın içindeki sıcaklıktı.

O sıcaklık şimdi azalıyor.

Çünkü herkes yorgun… Herkes gergin… Herkes kendi içinde meşgul.

Ve en tehlikelisi şu: İnsan, insanı anlamaya çalışmak yerine katlanmaya başlıyor.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey… daha fazla konuşmak değil.

Biraz durmak. Biraz dinlemek. Biraz hissetmek.

Çünkü insanı insan yapan, kurduğu cümleler değil… kurduğu bağdır.

Ve eğer o bağ koparsa…

Erzurum’un soğuğu değil… insanın içi üşür.


© Pusula Gazetesi